Akbank 10. Kısa Film Festivali: Canlandırmanın Gücü Adına

AkbankAkbank Kısa Film Festivali bu yıl 10- 20 Mart 2014 tarihleri arasında 10. kez gerçekleşiyor.  “Belgesel”, “Canlandırma” ve “Kurmaca” dallarında kısa filmlerin on gün boyunca izleyiciyle buluştuğu festivalin kazananları ise 20 Mart’ta belli olacak. Çeşitli söyleşi ve atölyelerin de gerçekleştirileceği festivalde 13 Mart 2014 Perşembe günü “Canlandırma Kısalar (A)” kategorisindeki Uyanış, Tornistan, Yalnızlığın Dayanılmaz Ağırlığı, Leke, Saklı Hatıralar, İki Ağaç, Çığlık, Bir Küçücük Çocuktum, Çirkin, Kafa, Çiçek filmlerini izleme fırsatı buldum. Bu kategorinin jüri üyeliğini ressam Meral Erez, Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Görevlisi Güven Çatak, yönetmen Mehmet Kurtuluş, tasarımcı Emre Senan ve Akbank Sanat Müdürü Derya Bigalı yapıyor. Continue reading

Prisoners (2013): Kayıp Kızlar, Kayıp Hayatlar

Prisoners2010 yılındaki Incendies filmiyle o senenin en iyi işlerinden birine imza atan Kanadalı yönetmen Dennis Villenevue’in ilk İngilizce filmi olan Prisoners, 90’lı yıllardaki polisiye filmlerin heyecanını yakalayabilen, seyirciyi alıp hikayenin içine sürükleyen, kayıp arayan, evlerde arama yapan, bodrum katta karanlıkta gezinen bir film. 153 dakikalık uzun süresi boyunca özlediğimiz suç filmlerindeki çoğu motifi başarıyla hikayesine serpiştiren yönetmen, yıldız oyuncularıyla birlikte akılda kalıcı bir gerilim filmi ortaya çıkarmış.

Keller Dovar (Hugh Jackman) ve Franklin Bich (Terence Howard) sakin, kırsal bir kasabada çocuklarıyla mutlu bir şekilde yaşayan iki arkadaştır. Continue reading

Mavi Dalga (2013): Taşrada Büyümeye Çalışmanın Hikayesi

Mavi-DalgaZeynep Dadak ve Merve Kayan uzun süredir beraber çalışan iki kadın yönetmen. Çektikleri klipler ve Bu Sahilde adlı kısa filmden sonraki çalışmaları olan ilk uzun metrajlı filmleri Mavi Dalga’yı !f İstanbul’da, gösterim sonrasında kendileriyle söyleşi yapılan bir seansta izleme fırsatı buldum. Ulusal prömiyerini Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde yapan ve en iyi ilk film, en iyi senaryo, en iyi kurgu dallarında ödüller alan filmin uluslararası prömiyeri de Berlinale’de yapıldı.

Yazlık evdeki eşyaların toplandığı sahnelerle açılan filmde başrolde Ayris Alptekin’in oynadığı Deniz karakteri var. Deniz -arkadaşları- Continue reading

The Double (2013): Dostoyevski’nin İkizi Richard Ayoade!

The-DoubleRichard Ayoade’nin ilk sinema filmi Submarine kendine has naif dokusuyla seyircilere yönetmen adına büyük bir umut vermiş ve Richard Ayoade ismi bir kenara not edilmişti. Yönetmenin ikinci filmi olan The Double‘ın da ilki gibi bir edebiyat uyarlaması olduğunu, hatta bir Dostoyevski uyarlaması olduğunu öğrenince filme karşı merak unsuru iki katına çıkmıştı. Rus edebiyatının en önemli isimlerinden biri olan ve kitapları kolay kolay beyazperdeye aktarılamayan Dostoyevski’nin Öteki/İkiz adlarıyla ülkemizde yayınlanmış olan kitabını uyarlamak da kolay olmadığı kadar riskli bir işti. Çünkü Dostoyevski’nin İkiz’i çoğu edebiyat kesimlerince yazarın en başarısız işlerinden biri olarak ünlenmiş, aynı Continue reading

Nebraska (2013): Alexander Payne’den Siyah-Beyaz Bir Yol Hikayesi

NebraskaOscar için vakit yaklaştıkça, heyecan artıyor. Her ne kadar geçtiğimiz yıllara göre, bu yıl Oscar adayı filmler genel olarak zayıf görünseler de bazı filmler tabii ki diğerlerine göre biraz daha ön plana çıkıyorlar. Gravity ve 12 Years a Slave bunların arasında başı çekerken, PR çalışmasının faydasını fazlasıyla gören American Hustle’ı da Oscar’a yakın filmler listesine dahil edebiliriz. Eğer listeyi daha da geliştirmek istersek birkaç filmin daha eleştirmenlerden olumlu notlar aldığını ve Oscar tahmin listelerinde adının geçtiğini görmek mümkün ama ilginçtir ki Alexander Payne’in son filmi Nebraska, bu yarışın içinde hak ettiği ilgiyi pek de görmüyor.

Alexander Payne, Amerikan aile hikayelerini komedi ve Continue reading

August: Osage County (2013): Bir Meryl Streep Yeter Mi?

August-Osage-CountyKara komedi tarzında yazılmış bir tiyatro oyunu olan August: Osage County, John Wells tarafından beyazperdeye uyarlanmış bir aile draması. Aslında çok geniş bir aile olan Westonlar birbirlerinden kopuk bir şekilde yaşamaktadırlar ve ailenin her bireyinin kendine ait bir sırrı bulunmaktadır. Ailenin annesi, Violet Weston (Meryl Streep) ağız kanseridir ve hastalığın ve diğer aile sırlarının getirdiği depresyonu bastırmak için sürekli sakinleştirici ilaç kullanmaktadır. Eşi eve Kızılderili bir bakıcı getirdikten sonra evi terk eder ve kayıplara karışır. Bu olayın üzerine aile toplanır; Violet Weston’un kız kardeşi ve kocası, üç kızı ve kızların aileleri. Hepsi sevdikleri insanı bulmak için bir evde toplandıkları vakit, neden birbirlerinden ayrı Continue reading

Under the Skin (2013): Uzaylı Scarlett Otostopçu Erkek Avında!

Under-the-Skinİnsanları birbirine bağlayan, diğer varlıkları da insanlardan ayıran derilerimizin farklılığı mıdır? Aynı deriye sahip olduğumuz her varlık insani özellik gösterir mi ya da bize has olduğunu iddia ettiğimiz duygular başka derilere bürünmüş varlıklarda da mevut mudur? Michel Faber’in ilgi çeken kitabından uyarlanan filmin yönetmen koltuğundaki Jonathan Glazer, Massive Attack ve Radiohead gruplarının video klip yönetmenliğini yaparak ilk olarak dikkati çekmiş ve sinemada en son 2004 yılındaki Birth filmiyle karşımıza çıkmıştı. Nicole Kidman’ın garip bir aşk hikayesinde başrolü oynadığı film, gösterime girdiği festivallerde konusu itibariyle büyük tepki çekmiş, hatta yuhalanmıştı. Şimdiyse karşımızda içerik ve biçimsel olarak yine değişik bir film Continue reading

Borgman (2013): Yönetmeninin Tam Olarak Anlayamadığı Bir Film

BorgmanCannes Film Festivali’nde yarıştığı sırada filmin yönetmeni Alex van Warmerdam’a filmdeki baş karakterin kim olduğu sorulduğunda cevap “Ben de emin değilim. Ben de sizin kadar biliyorum.” olmuş. Borgman’ın filmini izledikten sonra bu filmi nereye koyacağını bilemeyenlere, yönetmenin bu itirafı belki yol gösterebilir. Çünkü karşımızda hem bir sürü bulmacalarla dolu, neyin ne olduğu, neye işaret ettiği pek belli olmayan, tahmin ettiğimiz kadar basit mi, çözümlemesi ciltlere sığmaz mı, yoksa filmin kendisi dahi ne anlattığını bilmiyor mu, tam olarak emin olunamayan bir film durmakta. Ancak yönetmenin filmdeki esrarengiz baş karakterin kim olduğunu kendisini de bilmediğini söylemesi, biraz da olsa filmin esrarını negatif anlamda etkiliyor. Continue reading

Şarkı Söyleyen Kadınlar (2013): Hayat, Hayatına Devam Ediyor

Sarki-Soyleyen-KadinlarAtaerkil toplumsal yapıyı orta sınıf insanlar üzerinden gizem dolu bir hikayeyle anlatan Altın Portakallı Kusursuzlar‘ın ardından, Reha Erdem de Şarkı Söyleyen Kadınlar‘da aynı konuya farklı bir taraftan bakıyor. Gerçi erkeklerin dünyasında edilgenleştirilen kadınların hikayelerine Reha Erdem’in yabancı olmadığını biliyoruz; özellikle Hayat Var hala hafızalardayken, Erdem son filminde bir kez daha eleştiri oklarını ataerkiye yönlendiriyor ve senaryosuyla olmasa da, görsel ve işitsel yönüyle sinemaseverleri tatmin ediyor.

Yaratıcı ses tasarımı ve görüntü kompozisyonlarının gerilimiyle desteklenen fırtınalı bir açılış sahnesinin ardından, adadaki Continue reading

Al Midan (2013): Mısır Devrimi’ne Şiirsel, İçten Bir Bakış

Al-MidanMısır Devrimi’ni anlamak, anlatmak, enine boyuna tam ve doğru bir analizini yapmak şu an için neredeyse imkansız. Çünkü halen devam eden bir mücadele ve belki de ateşlenen bu fitil hiç bitmeden sürekli yanmaya devam edecek. Dünya tarihinin daha önceden alışık olduğu kitle hareketleri ile sosyal medyanın muazzam gücü birleştiğinde ortaya çıkan Mısır Devrimi ya da komşu ülkelerdeki isyanlarla birlikte ele aldığımızda Arap Baharı, geliştikçe güçlenen ancak aynı ölçüde çözümsüz bir hal alan ve rüzgarını tüm dünyaya savuran bir hareket olarak şimdiden tarihe geçti; yine de tam olarak bu baharın ilkbahar mı, sonbahar mı olduğunu öğrenemediğimiz de bir gerçek. Bu açıdan bakıldığında Al Midan (Meydan) filmi, Mısır Devrimi’ne ve sonrasına Continue reading