Seven Psychopaths (2012): Tarantino Olmak O Kadar da Kolay Değil

Seven-PsychopathsQuentin Tarantino, tür filmleriyle dalga geçen kendine özgü üslubuyla modern sinemanın auteur yönetmenlerinden biri olarak kabul edilir. Şiddeti estetize ederek alaycı bir komediyle harmanlayan anlatımı ilk filmi Reservoir Dogs‘tan bu yana hiç değişmeden devam etti. Muhtemelen bundan sonra da usta yönetmen üslubunu değiştirmeyecektir ama işin ironik tarafı şu ki, Tarantino bir yandan tür filmleriyle dalgasını geçerken, diğer yandan kendi film türünü yarattı ve bu yolda birçok yönetmen de onu takip etmeye başladı. Martin McDonagh‘ın son filmi Seven Psychopaths‘ı izleyince insanın aklına ilk gelen işte bu oluyor. Continue reading

Advertisements

Badlands (1973): Katil Doğanlar Değil; Zorla Katil Edilenler

BadlandsAltın Palmiye ve Altın Ayı ödüllü Amerikalı yönetmen Terrence Malick, daha sonraki yıllarda ne işler yapacağının işaretlerini – adam olacak çocuk misali – 1973 yılında ilk filmini tamamladığında vermişti. Henüz 30 yaşındayken yaptığı bu ilk film olan Badlands, Malick filmografisinin temel yapı taşlarından biri. Yaklaşık 40 yıllık sinema hayatı boyunca sadece 6 film yapmış olan Malick’in iki film arasındaki uzun sessizliklerinin, aslında ne kadar yoğun bir yaratım çalışmasıyla dopdolu olduğunu anlayabilmek için Badlands mutlaka izlenmesi gereken bir film.

Badlands genel olarak bir ilk filmden ziyade, oldukça olgun bir üsluba sahip olmasıyla Malick’in ileride yapabileceklerinin iyi bir göstergesi. Daha Continue reading

La Hora de los Hornos (1968): Şiddet, Sömürgecilik ve İsyan

Kizgin-Firinlarin-SaatiLa Hora de los Hornos (Kızgın Fırınların Saati) filmi, Fanon‘un “Sömürgeleştirilmiş olan şiddetle özgürleşebilir.” sözleriyle başlar. Fernando Solanas’ın, filmdeki önermesi dikkate alındığında filmin bu cümlelerle başlamasının tesadüfi olmadığı anlaşılır. Çünkü filmde, günlük hayatın hemen her aşamasında gizli ya da açık olarak halkı sindirmeye yönelik kurgulanan şiddete karşı, halkın kendi öz gücüne dayanarak kullanacağı şiddeti harekete geçirme eğilimi vardır. Filmin şiddet yaklaşımı bu kavram üzerine tartışmayı da beraberinde getirir.

Egemen ulusların kuruluşlarından sömürgeleştirilmiş uluslarının kuruluşlarına kadar hemen her örgütsel yapılanma şiddetin belli başlı Continue reading

City of God (2002): “Çaldım, Tüttürdüm, Öldürdüm ve Şimdi Bir Erkeğim!”

City-of-GodRio de Janerio’nun varoş mahallesi Cidade de Deus, yani Tanrıkent’teki organize suçların artışını gösteren City of God, 60’lar ve 90’lar arasındaki süreci, bu suç şehrinde masumiyetini korumaya çalışan Rocket isimli çocuğun gözünden anlatıyor. Sonunda da yazıldığı gibi, film gerçek bir hikayeden kurgulanmış ve bu varoş mahallesi, uyuşturucu istismarı, şiddet suçları ve bir çocuğun kendini yaşadığı mahallenin pençesinden kurtarma çabasıyla gerçeği başarıyla yansıtıyor. Continue reading