Mini Ödül Törenimize Hoşgeldiniz! And the Oscar Goes to…

Umberto Eco’ya göre listelerin çekiciliği ölüm korkusundan kaynaklanır. Sonsuzlukla yüzleşmenin, anlaşılmayanı anlaşılır kılmanın bir yoludur listeler. Ölmek istemediğimiz için listeler yapmak hoşumuza gider modern çağın filozofuna göre. ‘En iyiler’ listesinin –dolayısıyla ödüllerin- ise buna ek olarak başka bir çekiciliği daha var. Ödül veren kişinin ‘bağışlayıcı’ durumundaki konumu dolayısıyla kazandığı güç ve tatmin hissi, ödül alandan kat kat yüksektir. Bu bakımdan ödül vermek karşı konulamaz bir cazibeye sahiptir ve ben de bu cazibeye kapılarak mini ödül törenimi huzurlarınızda başlatıyorum. Continue reading

L’Écume des jours (2013): Bu Fransızlar Aşktan Anlıyor Arkadaş!

L-Ecume-des-joursBir modern klasikler listesi yapılacak olsa, Eternal Sunshine of the Spotless Mind için de mutlaka bir kontenjan ayırmak gerekirdi. Sinemaseverler haklı olarak,  sıradışı bir zekanın ürünü olan bu filmin yönetmeni Michel Gondry‘den yine kendilerini şaşırtacak bir film bekliyordu ve sağ olsun Gondry de onları yanıltmadı. L’Écume des jours, Boris Vian‘ın aynı adlı romanından yapılmış bir uyarlama. Böylesi zor bir yazarın eserini sinemaya uyarlamak da bir o kadar zor olsa gerek ama Michel Gondry tüm bu zorlukları ustaca avantaja çevirmeyi bilmiş doğrusu. Continue reading

Sen Aydınlatırsın Geceyi (2013): Hem Siyah-Beyaz, Hem Rengarenk

Sen-Aydinlatirsin-Geceyi“Sergei Eisenstein’a göre siyah beyazın anlatım gücü sonsuzdur. Bunu kanıtlamak için müzikten örnekler verir. Tchaikovsky İolanthe uvertüründe yalnızca üflemeli çalgılara, Prokofiev Romeo ve Juliet’in ikinci bölümünde yalnızca mandolinlere yer verir. Besteciler tüm orkestrayı kullanabilecekken üflemelileri ya da mandolinleri seçerler. Sinemada da kimi kez siyah beyaz, renkten çok daha etkili olabilir.” [1]. Aynen Sen Aydınlatırsın Geceyi‘de olduğu gibi.

Euripides‘in “İnsan endişeden yaratılmıştır.” sözüyle açılan ve adını Shakespeare‘in ünlü sonesinden alan film, klasik temalarla örülü, bariz Continue reading