Deliha (2014): Recep İvedik Türkiye Sinemasında Bir Ekol Olabilir mi?

DelihaRecep İvedik (2008), 4.301.693; Recep İvedik 2 (2009), 4.333.144; Recep İvedik 3 (2010), 3.326.084 ve Recep İvedik 4 (2014), 7.369.098 toplam seyirci sayılarıyla (bkz. Box Office Türkiye web sitesi), Türkiye sineması tarihinin en popüler film serilerinden birisi oldu ve bu popülerliği dolayısıyla serinin devam filmlerinin gelecek olması da muhtemel görünmektedir. Sinema seyircisinin Recep İvedik karakterini neden çok sevdiği tartışıladursun, üzerine düşünülmesi gereken önemli bir başka noktanın Recep İvedik’in seyirci ve sinema üzerindeki etkisine ilişkin olduğu ıskalanmamalıdır. Öyleki, Türkiye sinemasında Recep İvedik etkisi şimdiden meyvelerini vermeye başladı. Gupse Özay‘ın yazdığı ve Hakan Algül‘ün Continue reading

Sinemaya Yamuk Bakmak: Zizek Bize Ne Anlatmaya Çalışıyor?

Sinemaya-Yamuk-BakmakSlavoj Zizek; Walter Benjamin’den aldığı argümanla “teorik açıdan verimli ve yıkıcı bir işlem olarak bir kültürün en yüksek tinsel ürünlerini, aynı kültürün sıradan, bayağı, dünyevi ürünleriyle birlikte okumayı” [1] deneyerek  popüler kültür metinlerini Hegel, Kant, Marx, Freud ve Lacan gibi filozofların teori ve kavramları ile açıklamaya çalışmaktadır. Zizek’e göre sinema ideolojinin operasyonlarını tahlil edip eleştirmede bir nevi alet edavat çantası vazifesi [2] görmektedir. Sinema Zizek için bir psikologun koltuğu gibidir. İnsanlar o koltukta dertlerini, hikayelerini ve fantezilerini anlatıyorlar. Lacan’dan aldığı kavramlarla psikolog koltuğunda oturan Zizek ise kendine has yöntemlerle mevcut ideolojiyi ve dünyayı anlamaya ve anlatmaya çalışıyor. Continue reading

L’Écume des jours (2013): Bu Fransızlar Aşktan Anlıyor Arkadaş!

L-Ecume-des-joursBir modern klasikler listesi yapılacak olsa, Eternal Sunshine of the Spotless Mind için de mutlaka bir kontenjan ayırmak gerekirdi. Sinemaseverler haklı olarak,  sıradışı bir zekanın ürünü olan bu filmin yönetmeni Michel Gondry‘den yine kendilerini şaşırtacak bir film bekliyordu ve sağ olsun Gondry de onları yanıltmadı. L’Écume des jours, Boris Vian‘ın aynı adlı romanından yapılmış bir uyarlama. Böylesi zor bir yazarın eserini sinemaya uyarlamak da bir o kadar zor olsa gerek ama Michel Gondry tüm bu zorlukları ustaca avantaja çevirmeyi bilmiş doğrusu. Continue reading