Badlands (1973): Katil Doğanlar Değil; Zorla Katil Edilenler

BadlandsAltın Palmiye ve Altın Ayı ödüllü Amerikalı yönetmen Terrence Malick, daha sonraki yıllarda ne işler yapacağının işaretlerini – adam olacak çocuk misali – 1973 yılında ilk filmini tamamladığında vermişti. Henüz 30 yaşındayken yaptığı bu ilk film olan Badlands, Malick filmografisinin temel yapı taşlarından biri. Yaklaşık 40 yıllık sinema hayatı boyunca sadece 6 film yapmış olan Malick’in iki film arasındaki uzun sessizliklerinin, aslında ne kadar yoğun bir yaratım çalışmasıyla dopdolu olduğunu anlayabilmek için Badlands mutlaka izlenmesi gereken bir film.

Badlands genel olarak bir ilk filmden ziyade, oldukça olgun bir üsluba sahip olmasıyla Malick’in ileride yapabileceklerinin iyi bir göstergesi. Daha Continue reading

Advertisements

Zelig (1983): Woody Allen’in Bağımsızlığı (Bölüm 1)

zelig-posterWoody Allen, şov dünyasına uf ak skeçler yazıp oynayarak adım atmış, ardından senaristlik teklifiyle sinema dünyasına yönelmiş ve günümüzde halen üretimini ve ününü koruyabilen bir yönetmendir. İç sorgulamasını ömrü boyunca sürdüren Allen; kendi kendine sorduğu soruları izleyiciye de zaman zaman dolaylı, zaman zaman direkt olarak sorar. Böylelikle kendi belirsizliğini izleyiciye aksettirerek onu da aktif hale getirmeye, onun da cevapların peşine düşmesini sağlamaya çalışır. Bunu filmlerin aracılığıyla yaparken izlediği yol ise, sinema dilinin alternatif imkânlarından sonuna kadar yararlanmaktır. Özellikle erken dönem çalışmalarında Continue reading

Hazır Olun! Yeni Sezonda Sinema Salonları Çok Hareketlenecek!

Her yıl Türkiye’de sinemanın hem nitel hem nicel açıdan ileri gittiğini düşünmeye başlamışken geçtiğimiz sezon bizi ne yazık ki biraz haksız çıkardı. Bağımsız  sinemacılar (Türkiye’de stüdyo sistemi olmadığından, “bağımsız” sözcüğünü sadece ekonomik yönden değerlendirerek Türkiye’de bağımsız sinemacılar ayrımı yapmanın doğru olmadığı söylenemez. Zira bağımsızlık kavramını popüler kültür, egemen ideoloji, konvansiyonel anlatılarla bir arada düşünerek kullanmak yerinde olacaktır.) açısından böyle bir sıkıntı yok aslında. Sinemamızın nitel başarısının tek kaynağı olan bu bağımsız filmler 2012-2013 sezonunda oldukça iyi örnekler ortaya koyarak sinefilleri fazlasıyla tatmin etti. Lal Gece, Araf, Tepenin Ardı, Gözetleme Kulesi, Jîn, Zerre gibi filmler varken aksini düşünmek mümkün değil açıkçası. Continue reading

İz – Rêç (2011): Kürt Sineması Diye Bir Şey Var, Duymayan Kalmasın!

Iz-RecTürkiye’de her yıl milyonlarca kişi tarafından seyredilen ana akım filmlerden arda kalan birkaç küçük salondur sorunsal sinema seyircisinin nefes alabildiği tek yer. Oysa ki Türkiye sineması diye bir olgudan bahsedebilmemiz için bireysel veya toplumsal sorunlardan yola çıkan filmler hayati derecede önemli ve her ne kadar Türkiye’de son yıllarda üretilen sorunsal filmler arasında çok başarılı işler çıkıp yurt dışında ödüller toplasa da, ülke sınırları içinde gördükleri üvey evlat muamelesi nedeniyle sorunsal sinemanın olgun bir üsluba kavuşup bir olgu olarak kendini ortaya koyabilmesi için biraz daha zaman gerekmekte. İşte bu yüzden, tam olarak bir Türkiye sinemasının varlığını kabul etmek şimdilik zor. Continue reading