Bana Masal Anlatma (2015): Bir Varmış, Bir Yokmuş…

bana_masal_anlatma_afis_1  ‘Leyla ile Mecnun’ dizisinin senaristi Burak Aksak’ın hem senaryosunu yazdığı, hem de yönettiği ‘Bana Masal Anlatma’, iddialı bir oyuncu kadrosuna sahip, ışıl ışıl, gırgır bir film. Yaşadıkları mahalleye göz diken müteahhide karşı birleşen Suriçi halkının hikayesini anlatan film, aynı zamanda ansızın Yedikule surlarında beliren Ayperi adındaki bir masal prensesinin mahalleye konuk olmasını ve mahallenin bıçkın delikanlısı Rıza ile olan yakınlaşmayı merkezine alıyor. Son dönem Türk sineması gişe namına umutsuz bir şekilde komedi türünün ‘esnekliğine’ sımsıkı sarılmışken ve türün sınırlarını sündürmekteyken, televizyonda ürettiği kaliteli işi sinemaya taşımaya karar veren ve bu kararıyla da iyi eden Burak Aksak vizyon sinemasına ilaç niyetine Continue reading

Deliha (2014): Recep İvedik Türkiye Sinemasında Bir Ekol Olabilir mi?

DelihaRecep İvedik (2008), 4.301.693; Recep İvedik 2 (2009), 4.333.144; Recep İvedik 3 (2010), 3.326.084 ve Recep İvedik 4 (2014), 7.369.098 toplam seyirci sayılarıyla (bkz. Box Office Türkiye web sitesi), Türkiye sineması tarihinin en popüler film serilerinden birisi oldu ve bu popülerliği dolayısıyla serinin devam filmlerinin gelecek olması da muhtemel görünmektedir. Sinema seyircisinin Recep İvedik karakterini neden çok sevdiği tartışıladursun, üzerine düşünülmesi gereken önemli bir başka noktanın Recep İvedik’in seyirci ve sinema üzerindeki etkisine ilişkin olduğu ıskalanmamalıdır. Öyleki, Türkiye sinemasında Recep İvedik etkisi şimdiden meyvelerini vermeye başladı. Gupse Özay‘ın yazdığı ve Hakan Algül‘ün Continue reading

Unutursam Fısılda (2014): Çağan Irmak’ın Geri Dönüşü !

Unutursam-Fisilda Çoğumuzun Babam ve Oğlum filmiyle tanıdığı ünlü yönetmen Çağan Irmak, yeni filmi “Unutursam Fısılda” ile yine seyirci karşısına çıktı. Özellikle yönetmenin son dönemde yaptığı birçok filmin, eski filmlerindeki tadı yakalamadığı yönündeki eleştiriler işe yaramış ve yönetmen tam da sinemasına yakışır bir filmle geri dönmüş.  Farah Zeynep Abdullah, Mehmet Günsur ve Kerem Bursin’in başrollerini paylaştığı film, yönetmenin bol starlı ilk filmi.

Filmin konusuna gelince: Kaymakam olan babasının tayin edilmesi üzerine ailesiyle birlikte şehirden kasabaya giden Tarık, sıkışıp kaldığı bu kasabada hayallerini gerçekleştireceği kişiyle, Ayperi ile tanışır. Erkek çocuklarıyla sokakta futbol oynarken Continue reading

Balık (2013): Balığın Götürdükleri

balik_afisDerviş Zaim’in son filmi Balık, görücüye çıktığı Altın Koza Film Festivali’nde En İyi Senaryo ödülünü kazandı. Yönetmenin geçen yıl çektiği Devir filmi ve çekmeyi planladığı üçüncü doğa hikâyesi ile bir üçlemenin ikinci ayağını oluşturan Balık’ta da tıpkı Devir’de olduğu gibi insan ve doğa ilişkisi daha doğrusu insanın doğayı tahrip etme ve çıkarları doğrultusunda kullanma konusundaki acımasızlığı gözler önüne seriliyor. Koyunların başrolde olduğu Devir’den sonra sıra “suya” geliyor ve Zaim bu kez bir balık üzerinden insanların açgözlülüğünü eleştiriyor.

Kaya, Filiz ve Deniz Bursa’nın bir göl kasabasında yaşayan ve geçimlerini balıkçılıkla sürdüren bir ailedir. Deniz, nedeni bilinmeyen, bulunamayan bir Continue reading

Sivas (2014): Bir Çocuk, Bir Köpek ve İmkansız Bir Masal

Sivas

Olaylardan ziyade durumlara odaklanan, az diyaloglu, sabit kameralı kişisel anlatılar Türkiye’de festival sinemasının kalıpları olarak git gide kemikleşmekte ve bu durum, festivallerden ödülle dönen filmlere karşı sinema seyircisinde kaçınılmaz olarak olumlu veya olumsuz beklentilere neden olmaktadır. Venedik ve Antalya’da ödüller alan Sivas‘ın da bu başarısı doğal olarak zihinlerde filmin klişeleşen festival filmi anlatısı ile ilişkili olarak kodlanmasını tetikledi. Buna rağmen kesin olarak söylenebilir ki, Sivas tüm bu önyargıları boşa çıkaran ve bu cesareti ile Türkiye sinemasının geleceğine dair insanı umutlandıran bir film. Continue reading

Pek Yakında (2014): Pepsi’nin Birleştirdiği Hayatlar

pek-yakinda  Türk sinemasının 100. Yılında Yeşilçam’a saygı niteliğinde bir film fikriyle ortaya çıkan Cem Yılmaz, seyirci olarak hem sinemamızın eski örneklerinden hem de yurt dışı örneklerden alışkın olduğumuz ‘film içerisinde film çekme ve sinema endüstrisine göndermelerde bulunma’  çerçevesinde bir ailenin yeniden bir araya gelme hikayesini anlatıyor. Komedyen kimliğiyle Türkiye’de rakiplerinin çok ilerisinde bir kitleye ve başarılı stand-up şovlara sahip Cem Yılmaz, ‘GORA’,’AROG’ ve ‘Yahşi Batı’ filmleriyle bu komedyen yönünü sinemaya da taşımıştı ancak ünlü şovmenin sinemada hedeflediği vizyon biraz daha farklı. Senaryosunu yazdığı ‘Her Şey Çok Güzel Olacak’ ve hem yönetmen hem senarist olarak karşımıza çıktığı ‘Hokkabaz’ın sahip olduğu Continue reading

Kosmos (2010): Kosmos’daki Masal İzleri

kosmos“Filmlerimdeki meselelerim hep kendi meselelerim” diyen Reha Erdem ilk filminden itibaren bunları görsellik aracılığıyla tartışmayı sürdürür. Sinemada hikâye anlatmanın sınırını aşan yönetmen, cevaplar aradığı sorular sorarken bunu direkt olarak yapmak yerine gücünü sinemasal öğelerin kullanımından ve bunların bir araya getirilmesinden alan bir yapıya sahiptir. Fotoğrafik kareleri -tablo plan- filmlerinde yoğun olarak kullanan yönetmen ile Florent Herry’nin görüntü yönetmenliğinin işbirliği ortaya görselliğin adeta konuştuğu filmler çıkarır. Sonuç olarak da görselliğin, müziğin estetik biçimde harmanlanmasıyla oluşmuş, izleyiciye sorular sordurmayı hedefleyen ve hayal gücünü harekete geçiren açık uçlu filmler Reha Erdem Continue reading