Pek Yakında (2014): Pepsi’nin Birleştirdiği Hayatlar

pek-yakinda  Türk sinemasının 100. Yılında Yeşilçam’a saygı niteliğinde bir film fikriyle ortaya çıkan Cem Yılmaz, seyirci olarak hem sinemamızın eski örneklerinden hem de yurt dışı örneklerden alışkın olduğumuz ‘film içerisinde film çekme ve sinema endüstrisine göndermelerde bulunma’  çerçevesinde bir ailenin yeniden bir araya gelme hikayesini anlatıyor. Komedyen kimliğiyle Türkiye’de rakiplerinin çok ilerisinde bir kitleye ve başarılı stand-up şovlara sahip Cem Yılmaz, ‘GORA’,’AROG’ ve ‘Yahşi Batı’ filmleriyle bu komedyen yönünü sinemaya da taşımıştı ancak ünlü şovmenin sinemada hedeflediği vizyon biraz daha farklı. Senaryosunu yazdığı ‘Her Şey Çok Güzel Olacak’ ve hem yönetmen hem senarist olarak karşımıza çıktığı ‘Hokkabaz’ın sahip olduğu Continue reading

Advertisements

İlk 5 Ayında Sinema Salonlarının 2013 Karnesi [İnfografik]

Sinema-Salonlarinin-2013-Karnesi

2013’ün ilk 5 ayı geride kalmak üzereyken hazırladığımız bu infografik aslında sinema salonlarının ilk dönem karnesi. Birkaç ay sonra yıl sonuna yaklaşırken ikinci dönem karnesinin de gelmesiyle infografiğimiz tamamlanmış olacak. Bu nedenle bu infografiği serinin ilk bölümü gibi düşünmek daha doğru olur. Continue reading

Midnight in Paris (2011): Şimdi Paris’te Olmak Vardı Anasını Satayım!

Midnight-in-ParisHep aynı filmleri yapar Woody Allen. Kompleks ve korkularını adeta hastalık boyutlarında yaşayan karakterlere hemen hemen her filminde yer verir. Cinsellik, yaşlılık ve ölüm takıntısını ön planda tutar ve bu sorunları en saf halleriyle seyirciye sunar. Son dönem filmleri öncekilere göre daha ciddi görünseler de mizahi dil Woody Allen sinemasının vazgeçilmezidir. Yine de her filmi o kadar zekice kotarılmıştır ki, bir Woody Allen filmi seyirciye mutlaka heyecan verici yepyeni bir sinema deneyimi vaat eder.

Midnight in Paris, boşuna en iyi senaryo Oscar’ı almadı. Bu film sıradan bir Paris güzellemesi değil, Woody Continue reading

Celal ile Ceren (2012): Bizler İğrendik, Siz de İğrenin!

Celal-ile-CerenBazı oyuncular, yönetmenin önündedir. Mesela Cem Yılmaz, Ata Demirer, Şahan Gökbakar gibi oyuncuların filmlerinde yönetmen etkisi yok denecek kadar azdır. Filmi şekillendiren tamamıyla bu oyuncuların performansları olur.  O yüzden de seyircilerin gözünde çoğu zaman filmler bu oyunculara aitmiş gibi bir algı ortaya çıkar. Kimse Togan Gökbakar’ın filmini seyrettim demez. O film Şahan’ındır çünkü ya da küçük bir anketle insanlara Yahşi Batı’nın yönetmeni sorulsa, çok az kişi Ömer Faruk Sorak cevabını verir. Büyük oranda alacağımız cevap Cem Yılmaz olur. İlginçtir ki bu algıyı sadece komedyenler yaratabiliyor. Muhtemelen de bu algıyı yaratabilecek kadar ‘star’ seviyesine çıktıktan sonra halkın gözünde sonsuz bir kredi Continue reading