Miss Violence (2013): İntiharın Ardındaki Sır

Miss-Violence11. yaş günü için doğum günü pastası kesilmeden önce, ablasıyla birlikte kapısı kapalı odasında konuştuktan sonra ablasının peşi sıra çıkar Angeliki. İlk sahnede yüzünü göremeyiz ancak elinde fotoğraf makinesi gülücükler saçarak bu mutlu anı ölümsüzleştirmeye çalışan dedesiyle dans etmeye başladığında Angeliki’ni asık suratını görürüz. Leonard Cohen’in seslendirdiği “Dance Me to the End of Love” müziği eşliğinde dans ettikten sonra babasından uzaklaşan Angeliki evlerinin balkonuna çıkar, manzarayı seyreder, az önce astığı suratını düzeltip yaşama son bir gülümseme bıraktıktan sonra balkon demirlerinden aşağı kendisini bırakıp, intihar eder. Continue reading

Tracks (2013): Kadınlar Her Yerde!

TracksJohn Curran’ın son filmi Tracks 33. İstanbul Film Festivali’nde Çöldeki İzler adıyla gösterildi. Avustralyalı yazar Robyn Davidson’ın aynı adlı anılarının başarılı bir uyarlaması olan filmin yönetmeni zaten uyarlama konusunda tecrübeli bir isim. Curran, 2006 yılında The Painted Veil romanından uyarladığı Duvak filminde uzak ve tekinsiz coğrafyalara giden Kitty aracılığıyla kadın ruhunun gizli yanlarını ele alıyordu. Yedi yıl sonra çektiği filmi Çöldeki İzler’de ise 1977’de bir köpek ve dört deveyle Avustralya çöllerini geçen Robyn Davidson’ın macerasını anlatırken zorlu coğrafi koşulların ve doğada tek başına olma durumunun aracılığıyla kadın dünyasının dehlizlerine bir kere daha dalar. Continue reading

Triptyque (2014): Başarılı Bir Üçleme

TriptyqueRobert Lepage sinemadan çok tiyatro çalışmalarıyla tanınan ve asıl iddiasının tiyatro alanında olduğunu söyleyen ancak tiyatroda yarım kalanların sinemanın imkânlarıyla doldurulduğunu, bu nedenle sinemaya da ilgi duyduğunu ifade eden bir yönetmen. Lepage’ın yönetmenlik koltuğunu Pedro Pires ile paylaştığı son filmi Triptyque (Üçleme), 33. İstanbul Film Festivalinde gösterildi.
Filmin görüntü yönetmenliğini ve kurgusunu üstlenen Pires de tıpkı Lepage kadar çok yönlü bir sanatçı. Bu ikilinin sanatın farklı dallarına olan merakları filmlerinin yapısına ve içeriğine müthiş bir zenginlik katmış. Continue reading

Wara no Tate (2013): Ülkenin Onuru Katili Korumaktan Geçer

Wara-no-tateJapon sinemasının en üretken ve çılgın yönetmenlerinden biri olan Takeshi Miike, çeşitlilik sağlayan filmleriyle festival seyircisinin her zaman ilgisini çekmiş bir isimdir. Kült mertebesine ulaşmış en bilindik filmlerinden olan “Ichi the Killer”, yönetmenin ne kadar ‘sınırlarda’ gezindiğinin kanıtıdır aynı zamanda. Öte yandan filmografisine baktığımızda sonradan devam filmleri de çekilen “One Missed Call” gibi orijinallikten uzak sıradan filmlerle de karşılaşmak mümkün. “Wara no Tate” yani dilimize çevrilmiş haliyle “Saman Kalkan” Endonezya yapımı “Raid:Redemption” filminden sonra aradığı aksiyonu bulamayanlara ilaç niyetine gelecek ‘sıkı’ bir film. Üstelik yönetmenin anlatım diline alışkın olanlar için Continue reading

Wag the Dog (1997): Başkanın Adamları ve Medya-İktidar İlişkisi

wagthedog2Haberin, tarihin dolayısıyla ideolojinin üretilen bir “şey” olması durumunu göz önüne seren 1997 yapımı Barry Levinson’un yönetmenliğini yaptığı Wag The Dog (Başkanın Adamları) filminde kurmaca bir savaş senaryosuyla gündemin seyrini değiştiren iktidarın medyayla olan bağının daha doğrusu medya araçları üzerindeki söz hakkının ne boyutta olduğu işin mutfağından anlatılır. Başkanın Adamları filmi orijinal adı olan Wag the Dog’dan kolayca anlaşılacağı üzere, olağan biçimde “köpeğin kuyruğu sallaması değil, kuyruğun köpeği sallaması” ile iktidar-medya (sinema)-söylem-ideoloji dörtlüsünün birbirini nasıl etkilediğini, birbirine nasıl yön verdiğini konu edinir. Continue reading

Blood Ties (2014): Bir Suç Filminde Olmaması Gerekenler

Blood-Ties 2013 yılında Cannes Film Festivali’nde yarışan “Blood Ties”, ünlü Fransız oyuncu ve yeni yönetmen Guillaume Canet’in ikinci sinema filmi. İlk film “Les Petits Mouchoirs” pek çok yıldız oyuncusunun yanında ilgi uyandıran senaryosuyla başarılı bir filmdi ve yönetmenin ileriki filmler adına umut vermişti. Bir grup arkadaşın çıktıkları tatilde birbirleriyle olan ilişkilerini gözden geçirdikleri dram türündeki filmden sonra yönetmen bu sefer ağırlıklı olarak suç temalarını içeren, yine diyaloğa dayalı bir kitap uyarlamasıyla karşımızda. Continue reading

The Lego Movie (2014): Lego Parçalarıyla Sistem Eleştirisi

LEGO-Movie-PosterYüzyılın oyuncağı seçilmiş, Danimarka merkezli Lego oyuncakları, 1949’dan bu yana sürekli gelişip dünyasını genişletmekte. Legoların en çok ilgi uyandıran özelliği, basit ve sonsuz bir kombinasyona sahip olmaları. Aynı zamanda bir yandan günümüzde legolarla üretilen bir prototipe elektrik aksamı yerleştirip çeşitli iş araçları yapmak mümkünken, bir yandan da 80’li yıllardan kalma bir lego parçasıyla günümüzde satılan lego parçalarının hala birbirleriyle uyumlu olması lego felsefesini özetleyen hem basit, hem de çığır açıcı bir özellik. Çocukların zihinsel gelişimini hızlandırdığı kanıtlanmış bu oyuncakların değişen ve 2 boyuta indirgenmiş, yalancı bir 3 boyutla desteklenmiş teknoloji karşısında en büyük düşmanları şüphesiz ki video oyunları. Continue reading

Karınca Kapanı (2014): İlk Seferin Günahı Olmaz

Karinca-Kapani Yönetmenliğini Fırat Tanış’ın yaptığı, senaryosu ise Cüneyt Uzunlar’ın 2012 yılında yazdığı tiyatro oyunundan uyarlanan Karınca Kapanı filmi, 9 Mayıs 2014’te vizyona girdi. Fırat Tanış’ın rüştünü ispat etmiş oyunculuğunu yine konuşturduğu filmde diğer rollerde Neslihan Yeldan, Cüneyt Uzunlar, Emre Kınay, Eşref Kolçak, İdil Vural, Bahtiyar Engin ve Mesut Yar var.
Soma’da yaşanan faciadan önceki hafta üç gece boyunca üç kanalda tanıtım çalışmalarını Fırat Tanış ve Neslihan Yeldan ikilisinin yaptığı filmi ne çok merak ederek ne de çok önyargılı olarak izledim. Tanış’ın bu iş için müziğinden oyunculuğuna kadar her aşamada elini taşın altına koymuş olması Türkiye koşulları düşünüldüğünde takdire değer. Continue reading

Frank (2014): Çinçilya !

frankGeçen yılki İstanbul Film Festivali’nin uluslararası yarışma bölümünde Altın Lale En İyi Film ödülünü kazanan “Ne Yaptın Richard?” filminin yönetmeni Lenny Abrahamson’un son filmi Frank ülkemizde bu yıl yine İstanbul Film Festivali’nde ilk kez gösterildikten sonra Başka Sinema kapsamında izleyicisiyle buluştu. Başrollerinde Michael Fassbender, Domhnall Gleeson, Scoot McNairy ve Maggie Gyllenhaal’i barındıran film oldukça keyifli, eğlenceli ve alternatif bir yapım. Müziğin ve komedinin iç içe geçtiği Frank’in çıkışında salonda tek bir mutsuz yüz görmek bile mümkün değildi. Continue reading

Jimmy P. (2013): Düşlerden Sen Anlarsın, Konuş Onunla

Jimmy-P Fransız yönetmen Arnaud Desplechin’in George Devereux’nun Psychotherapy of a Plains Indian adlı çalışmasından uyarladığı, gerçek bir hikâyeye dayanan Jimmy P.(Picard), Türkçeye Düş ve Gerçek olarak çevrildi. 66. Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye için yarışan filmin başrollerinde Traffic, Che, 21 Gram gibi filmlerdeki başarılı karakter yaratımıyla tanınan Benicio del Toro ve son olarak Büyük Budapeşte Oteli’ndeki Serge X. karakterine hayat veren Mathieu Amalric var.

II. Dünya Savaşı’ndan gazi olarak dönen Picard, şiddetli baş ağrıları yaşamaya başlamasının ardından Kansas eyaletinin başkenti olan Topeka’daki gazi hastanesine kaldırılır. Ancak Continue reading