La Vénus à la Fourrure (2013): Polanski’den Kadın-Erkek Dengesine Entelektüel Bir Yorum

Venus-In-Fur33.Uluslararası İstanbul Film Festivali Akbank Galaları bölümünde gösterilecek olan, 2013 yılının Cannes filminde yarışma filmi olarak boy gösteren Roman Polanski’nin son filmi, usta yönetmenin eşi Emanuelle Seigner’in başrolde şov yaptığı kişisel bir film. Kürklü Venüs oyununun tiyatro uyarlamasını yapmak için oyuncu seçmeleri düzenleyen yazar Thomas, başarısız geçen elemeler sonucunda hala aradığı oyuncuyu bulamaz ve tam elemelerın yapıldığı tiyatro salonundan çıkarken gizemli bir kadın, Wanda’yla karşılaşır. Wanda elemelere geç kaldığını ve kendisine bir şans verilmesini ister, oyunun yazarı ve hırslı oyuncu adayı bir anda kendilerini Kürklü Venüs oyununu canlandırırken bulurlar ve oyunla gerçek arasındaki çizgi yavaş yavaş silinmeye başlar. Continue reading

Pioneer (2013): Norveç’te Bir Hollywood Polisiyesi

pioneer1980’li yılların başlarında geçen Norveç filmi Pioneer, Kuzey Denizi’nde petrol ve gaz bulan Norveçlilerin suyun 500 m altından boru hattı döşeyerek petrolü ve gazı kontrol altına alma projesi çevresinde geçen, stratejik oyunların da bu uğurda hiç durmadan oynandığı bir hikayeye odaklanıyor. Yönetmen koltuğundaki isim daha önce ‘Prozac Nation’ ve ‘Insomnia’ filmlerinden tanıdığımız Erik Skjoldbjærg ve başrolde de yakın zamanda ‘Headhunters’ filminde Nicolai Coster Waldau ile birlikte döktüren Aksel Hennie bulunmakta. Bu sene 33. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde Dünya Festivallerinden bölümünde izleme fırsatı bulacağımız film çokça Hollywood aksiyon filmlerinin kendine has kalıplarından beslenen, hikayenin esrarı altında boğulan bir film.

Continue reading

Philomena (2013): Elli Yılın Ardından Aramaya İnanmak

PhilomenaPhilomena Lee’nin hikayesine baktığımızda, hayatın kendisine acı sürprizler hazırladığını ve daha henüz adı koyulurken ilk sürprizin yapıldığını görüyoruz. İşkence edilerek öldürüldüğü düşünülen Aziz Philomena’nın ismini alan karakterimiz, bu şanssız isminin hakkını vermek istercesine kendi hayatını işkenceye çevirip ölmeye bekleyen yaşlı bir kadın olarak çıkıyor karşımıza. Judi Dench’in yine büyüleyen performansıyla beyazperdede ete kemiğe bürünen Philomena Lee’nin gerçek hikayesi onun elli yıllık işkencesinin bitimiyle başlıyor. Elli yıl önce rahibeler tarafından kurulmuş Magdalene Enstitülerinde yaşarken gayrı meşru çocuğu idare tarafından zengin bir aileye satıldığında kapılarını kapattığı kalbini son bir umutla ve biraz da pişmanlık duyarak tekrar açıyor Continue reading

Big Bad Wolves (2013): Ah O Adam Benim Elime Bir Geçse!

big-bad-wolvesQuentin Tarantino’nun imzasını attığı ve filmin yapımcılarının da filmle birlikte her yere beraberinde götürdükleri o klasik cümleyi ben de filmin isminin yanında başlığa taşımak isterdim ancak böyle bir şey tam olarak abartmak olurdu. O cümle ne mi? 2013 yılının en iyi filmi. Evet, Quentin Tarantino’nun geçen senelerde yaptığı gibi senenin en iyi on filmini sıraladığı listenin ilk sırası İsrail yapımı bir suç filmi olan Big Bad Wolves’a ayrılmış ve usta yönetmen eklemiş; senenin en iyi filmi diye. Böylesine bir reklamı filmin yapımcıları para verseler yapamazlardı herhalde, hazır 33. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde Türkiye’de izleme imkanı bulabilecekken, filmin afişindeki o şaşaalı cümleyi görüp bilet almak için hazırda bekleyenlere kötü haberi vereyim; Continue reading

Barfi! (2012) : Aşkın Dile İhtiyacı Yoktur

Barfi-Movie-Poster-Designs-21Gösterime girdiği yıl için Hindistan’ın en iyi filmi olarak lanse edilen ve bu dalda başta Filmfare Awards olmak üzere birçok ödül alan Barfi, Anurag Basu imzalı sosyal mesaj içerikli sıcacık bir film. Hatta bu sıcak film tabirini daha da somutlaştırmak adına “Amelie” tarzına en çok yaklaşan film olarak açmak da mümkün. Gerçekten de iki buçuk saatlik uzun süresine rağmen sıkmadan kendisini izlettiren, izleyenin yüzündeki gülümsemeyi bozmamaya özen gösteren sevgi dolu bir film Barfi.

Doğuştan duyma engelli ve bu yüzden de konuşamayan baş karakterimiz günlerini aylaklık yaparak ve kendi özgür dünyasının tadını çıkararak geçirmektedir. Barfi, kasabaya tatile gelen Continue reading

Prisoners (2013): Kayıp Kızlar, Kayıp Hayatlar

Prisoners2010 yılındaki Incendies filmiyle o senenin en iyi işlerinden birine imza atan Kanadalı yönetmen Dennis Villenevue’in ilk İngilizce filmi olan Prisoners, 90’lı yıllardaki polisiye filmlerin heyecanını yakalayabilen, seyirciyi alıp hikayenin içine sürükleyen, kayıp arayan, evlerde arama yapan, bodrum katta karanlıkta gezinen bir film. 153 dakikalık uzun süresi boyunca özlediğimiz suç filmlerindeki çoğu motifi başarıyla hikayesine serpiştiren yönetmen, yıldız oyuncularıyla birlikte akılda kalıcı bir gerilim filmi ortaya çıkarmış.

Keller Dovar (Hugh Jackman) ve Franklin Bich (Terence Howard) sakin, kırsal bir kasabada çocuklarıyla mutlu bir şekilde yaşayan iki arkadaştır. Continue reading

The Double (2013): Dostoyevski’nin İkizi Richard Ayoade!

The-DoubleRichard Ayoade’nin ilk sinema filmi Submarine kendine has naif dokusuyla seyircilere yönetmen adına büyük bir umut vermiş ve Richard Ayoade ismi bir kenara not edilmişti. Yönetmenin ikinci filmi olan The Double‘ın da ilki gibi bir edebiyat uyarlaması olduğunu, hatta bir Dostoyevski uyarlaması olduğunu öğrenince filme karşı merak unsuru iki katına çıkmıştı. Rus edebiyatının en önemli isimlerinden biri olan ve kitapları kolay kolay beyazperdeye aktarılamayan Dostoyevski’nin Öteki/İkiz adlarıyla ülkemizde yayınlanmış olan kitabını uyarlamak da kolay olmadığı kadar riskli bir işti. Çünkü Dostoyevski’nin İkiz’i çoğu edebiyat kesimlerince yazarın en başarısız işlerinden biri olarak ünlenmiş, aynı Continue reading

Nebraska (2013): Alexander Payne’den Siyah-Beyaz Bir Yol Hikayesi

NebraskaOscar için vakit yaklaştıkça, heyecan artıyor. Her ne kadar geçtiğimiz yıllara göre, bu yıl Oscar adayı filmler genel olarak zayıf görünseler de bazı filmler tabii ki diğerlerine göre biraz daha ön plana çıkıyorlar. Gravity ve 12 Years a Slave bunların arasında başı çekerken, PR çalışmasının faydasını fazlasıyla gören American Hustle’ı da Oscar’a yakın filmler listesine dahil edebiliriz. Eğer listeyi daha da geliştirmek istersek birkaç filmin daha eleştirmenlerden olumlu notlar aldığını ve Oscar tahmin listelerinde adının geçtiğini görmek mümkün ama ilginçtir ki Alexander Payne’in son filmi Nebraska, bu yarışın içinde hak ettiği ilgiyi pek de görmüyor.

Alexander Payne, Amerikan aile hikayelerini komedi ve Continue reading

August: Osage County (2013): Bir Meryl Streep Yeter Mi?

August-Osage-CountyKara komedi tarzında yazılmış bir tiyatro oyunu olan August: Osage County, John Wells tarafından beyazperdeye uyarlanmış bir aile draması. Aslında çok geniş bir aile olan Westonlar birbirlerinden kopuk bir şekilde yaşamaktadırlar ve ailenin her bireyinin kendine ait bir sırrı bulunmaktadır. Ailenin annesi, Violet Weston (Meryl Streep) ağız kanseridir ve hastalığın ve diğer aile sırlarının getirdiği depresyonu bastırmak için sürekli sakinleştirici ilaç kullanmaktadır. Eşi eve Kızılderili bir bakıcı getirdikten sonra evi terk eder ve kayıplara karışır. Bu olayın üzerine aile toplanır; Violet Weston’un kız kardeşi ve kocası, üç kızı ve kızların aileleri. Hepsi sevdikleri insanı bulmak için bir evde toplandıkları vakit, neden birbirlerinden ayrı Continue reading

Under the Skin (2013): Uzaylı Scarlett Otostopçu Erkek Avında!

Under-the-Skinİnsanları birbirine bağlayan, diğer varlıkları da insanlardan ayıran derilerimizin farklılığı mıdır? Aynı deriye sahip olduğumuz her varlık insani özellik gösterir mi ya da bize has olduğunu iddia ettiğimiz duygular başka derilere bürünmüş varlıklarda da mevut mudur? Michel Faber’in ilgi çeken kitabından uyarlanan filmin yönetmen koltuğundaki Jonathan Glazer, Massive Attack ve Radiohead gruplarının video klip yönetmenliğini yaparak ilk olarak dikkati çekmiş ve sinemada en son 2004 yılındaki Birth filmiyle karşımıza çıkmıştı. Nicole Kidman’ın garip bir aşk hikayesinde başrolü oynadığı film, gösterime girdiği festivallerde konusu itibariyle büyük tepki çekmiş, hatta yuhalanmıştı. Şimdiyse karşımızda içerik ve biçimsel olarak yine değişik bir film Continue reading