Filmekimi 2014: Açıklanan Filmlere Kısa Bir Bakış ve İlk Yorumlar

filmekimi-icin-geri-sayim-basladiİstanbul Kültür Sanat Vakfının düzenlediği, Vodafone Free Zone sponsorluğunda düzenlenen 13. Filmekimi bu sene sosyal medya üzerinden takipçilerine güzel bir sürpriz yaparak programdaki filmlerden birkaçını açıkladı ve festival izleyicisinin heyecanını uzun bir süre boyunca canlı tutmaya başladı. Festivallerle arası iyi olan Continue reading

Spoorloos (1988): İki Altın Yumurta

spoorloosHollandalı yazar Tim Krabbe’nin kitabından uyarlanan George Sluizer imzalı 1988 yapımı ‘Spoorloos’, son dönem Avrupa sinemasının gerilim türünde parmakla gösterilmesi gereken bir filmi. Rex ve Saskia tatil için Fransa’ya gelirler ve eğlenceli başlayan yolculukları yakıt almak için gittikleri benzin istasyonunda bir kâbusa dönüşür. Saskia’nın ‘nedensiz’ yere bir anda ortadan kaybolmasıyla ne yapacağını şaşıran Rex bir yandan sevgilisini bulmak için mücadele verirken, seyirci de bir yandan bu olayla ilgili kan donduran planın detaylarını öğrenir.

Bazı filmler vardır ki hakkında bahsetmek için muhakkak son sahnesinden olaya başlaman gerekir ya da filmin son sahnesi Continue reading

Y Tu Mama Tambien (2001): Gençlik Arayışı

Y-tu-mama-tambien  Öncesinde ‘A Little Princess’ ve ‘Great Expextations’, sonrasında ‘Children of Men’ ve ‘Gravity’ gibi yapımların olduğu Alfonso Cuaron’un filmografisinde, kendi ülkesinde ülkesinin sorunlarını dert eden ‘Y Tu Mama Tambien’ gibi bir filme imza atan yönetmen için, bu filmin başarılı bir sıçrama tahtası olduğunu söylemek mümkün. İki genç arkadaşın orta yaşlı bir kadınla çıktıkları seyahate odaklanan film, bu üç karakterin arasındaki cinsel tansiyonu ön plana çıkarsa da arka planda Meksika’daki sınıf farklılıklarına ve yoksulluğa yer veren sosyal bir film.

Tenoch (Diego Luna) ve Julio (Gael Garcia Bernal) içtikleri su ayrı gitmeyen iki arkadaştır; her yere Continue reading

Locke (2014): A Noktasından B Noktasına

lockeRedemption filminden sonra ikinci yönetmenlik denemesiyle festivallerde dikkat çeken Steven Knight daha çok senarist kimliğiyle karşımıza çıkmış bir isim. Özellikle Cronenberg’in Eastern Promises filminin senaryosuyla hatırlanabilecek Knight, bu filmde de senaryo kurgusuyla öne çıkarak seyirciye sıkılmayacakları bir ‘tek mekan’ hikayesi anlatıyor. Detaylara önem veren ve küçük ayrıntılarda hikayeyi tamamlamayı iyi bilen Knight, bu filmde de kağıt üzerinde oluşturduğu küçük oyunlarla izleyicinin dikkatini hikayesinde topluyor.

Ivan Locke çalıştığı şantiyeden ayrılıyor ve son model BMW’sine binip yola çıkıyor. Arabada önce doğum yapmak üzere olan, çocuğunu taşıyan kadını arıyor Continue reading

Scanners (1981): Kafa Patlatan Tarayıcılar!

scanners David Crononberg’in en iyi filmi olmamakla birlikte “Scanners”, 80’li yıllarda en çok kaseti alınan ve Amerikan genç kuşağı tarafından efsaneleştirilen filmlerden biri. Filmin şöhreti her ne kadar malum ‘kafa patlatma’ sahnesinden gelse de, Crononberg’in ‘body horror’ türünün önemli yönetmenlerinden biri olması ve o zamanların dokusuna uygun temalarla filmini süslemesi bu şöhretin diğer sebepleri arasında sayılabilir.

Temel olarak bedenin bozulmasından kaynaklı korku öğelerine yer veren, korku türünün bir alt dalı olan ‘body horror’, “Eraserhead”, “Rosemary’s Baby” gibi örneklere sahip olsa da Crononberg’in “Videodrome”, “Scanners” ve “Fly” gibi kültleşmiş Continue reading

Türk Film Müziği Bestecileri (Bölüm 2)

1970’li Yıllar: Arabesk Furyası

Türk filmlerinin sinemacılar döneminden itibaren filmin kendisine özgü müzik üretmedeki başarısı 70’li ve 80’li yıllarda Türk sinemasında Arabesk dönemin başlamasıyla sekteye uğramış, ‘film müziği’ kavramı görünürde popüler bir dönem yaşasa da aslında duraklama evresine geçmiştir. Arabesk müziğin Türk sinemasına olan yansımalarını Fırat Çakkalkurt’un “Arabesk Filmlerde Müzik ve Sinema İlişkisi Bölüm 1 & Bölüm 2” yazılarında detaylı bir şekilde görmek mümkün, özet olarak arabesk müziğin film müzikleri üzerinde oluşturduğu en büyük değişiklik artık bu dönemde filmlere özgü Continue reading

Türk Film Müziği Bestecileri (Bölüm 1)

Selvi_Boylum_Al_Yazmalım_afişiSinema tarihindeki ilk sesli film 1927 tarihli “Caz Şarkıcısı” filmi olsa da, sinemanın müzikle olan ilişkisi daha önceye, sessiz film dönemine dayanır. Lumiere Kardeşler sinematografın icadıyla birlikte kaydettikleri görüntüleri Paris’te bir kafede gösterime sunarken bile görüntülere piyano eşliğinde dönemin popüler müzikleri eşlik etmiştir. Solo piyanoyla başlayan sinema-müzik ilişkisi sessiz film döneminde salonlarda kurulan orkestralara kadar uzanmıştır. Sesli filmlerin başlamasıyla ilk olarak operet ve vodvili biçimleriyle kullanılan müziğin ardından filmin senaryosuna ve kurgusuna özel olarak üretilen ‘film müziği’ bilinci bütün dünya sinemasında etkisini göstermiştir. Continue reading

7 Cajas (2012): Çekçek Arabalarının Savaşı

7_Cajas32. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde Dünya Sineması kategorisinde gösterilen, Paraguay sinemasının son dönem en ünlü örneklerinden biri olan “7 Cajas”, gösterildiği festivallerde ve dünya basınında “Slumdog Millionaire” ile karşılaştırılsa da, aslında iki film arasındaki tek ortak nokta başrolde fakir, hayal kurmaktan çekinmeyen saf bir gencin olması. Öte yandan “7 Cajas” aksiyonu filmin geneline dağıtmakla uğraşırken sahip olduğu kısır konuyu sündürmekten çekinmeyen, kısa film olsa daha iyi olabilecek filmler listesine girebilecek ortalama filmlerden. Aynı zamanda filmi Hollywood ve Avrupa Sinemasına alternatif Paraguay alt sınıf kültürüyle yoğrulmuş bir izlemelik olarak da değerlendirmek mümkün. Continue reading

Noah (2014): Bir Propaganda Aracı Olarak Kötü Film Çekmek

noah-movie-poste  Henüz gösterime dahi girmeden tartışmalara konu olan, üç İbrahimi dinde (İslam-Hristiyanlık-Musevilik) yer almış Nuh Tufanı hikayesini anlatan “Noah” filmi aslında izlendikten sonra hakkında tartışmaya gerek duyulmayacak kadar dinden uzak, aksiyon derdinde bir film. Aronofsky’nin sadece aksiyona kafa yoran ‘fantastik’ bir yönetmen olmadığını göz önüne alırsak eğer, bu filmi bir ateistin gözünden Nuh Tufanı olarak değerlendirmek de mümkün. Direkt olarak filmin anti-Hristiyan bir duruşu olduğunu söylemek doğru olmasa da, üç dinden bağımsız bir bakış açısıyla anlatılan Nuh peygamberin hikayesi en sonunda din karşıtı, fantastik bir dünyada geçen, iki boyutlu bir film ortaya çıkmış. Continue reading

Highway (2014): Yolların Getirdiği Özgürlük

Highway-Imtiaz-AliKareena Kapoor ve Shahid Kapur’un başrolleri paylaştığı 2007 yapımı “Jab We Met” filmiyle yönetmenlik anlamında Bollywood severlerin ilgisini çeken Imtiaz Ali, devamında çektiği “Love Aaaj Kal” ve “Rockstar” filmleriyle ilerleyen yıllarda Hint sinemasının önemli yönetmenlerinden biri olacağının sinyallerini vermişti. Ancak “Highway”, ayrıca senaristliğini de yaptığı, şu ana kadar ki en ciddi işlerinden biri ve yönetmenin Bollywood temalarını dengeli bir şekilde filmine yedirip aynı zamanda yeni metotlarla anlatımını süslemesi ilerisi için umut verici. Tür olarak incelediğimizde
filmin isminden de anlaşılacağı üzere bir yol filmiyle karşı karşıyayız. Continue reading