Dünyayı robotların ele geçirdiği ve insanlarla robotların karşı karşıya geldiği fantastik filmlere seyirci olarak alışığız ve her filmde benzer soruları kendimize soruyoruz; “Gerçekten bir gün robotlar dünyayı ele geçirip insanları köleleştirebilir mi?” Farkında olmadığımız ise, uzaylılar nasıl filmlerde karakteristik bir şekilde koca kafalı elips gözlü resmediliyorsa, robotlar da metalik bir vücuda bürünmüş insanın mekanik hali olarak resmediliyor ve bu yanılgıyla robotların /teknolojinin ürettiği makinelerin bizi henüz ele geçirmediklerini düşünüyoruz. Halbuki bilgisayar, cep telefonu ve bu iki aygıtın içerisindeki milyonlarca farklı özellik ile birlikte insanoğlu artık kendi dünyasının sahip olduğu gerçeklikten başka sanal hayatlar üretiyor ve Continue reading
Yeni Başlayanlar İçin Hint Sineması: Neden Şarkı Söylüyorlar? (3.Bölüm)
Giriş: Bollywood’un Yükselişi ve Seyircinin Yol Ayrımı
Hint sinemasına şöyle bir uzaktan bakıp, merak edenler için daha önceki yazılarımda bu sektöre Aamir Khan ve Shah Rukh Khan filmleriyle başlamalarını tavsiye etmiş, daha doğrusu Hint sinemasına giriş yapmak isteyen sinemaseverleri Bollywood sinemasına yönlendirmiştim. Tekrar belirtmem gerekir ki Bollywood başlı başına Hint sineması değildir ancak dünyanın ikinci büyük sinema sektörü olarak Hint sineması denilince akla ilk gelen, keşfedilmesi gereken bir endüstridir.
Bollywood kavramı tarihindeki efsane filmleriyle gücünü her daim korumuş bir sektör olsa da, son on beş yıl içerisinde iyiden iyiye sükse yapmış, Hollywood seyircisinin ilgisini çekmiş Continue reading
Samsara (2011): Sonsuzluğun Dayanılmaz Hafifliği
Sanskrit dilinde doğanın sonsuz döngüsü anlamında gelen Samsara, Amerikalı ünlü yönetmen-yapımcı Ron Fricke’nin 1992 yapımı Baraka’dan 19 yıl sonra çektiği filmin hem ismi hem de filmin diyalog içermeyen görüntülerinin tek kelimelik özeti. Yapımı yıllar sürmüş, onlarca ülkede geçen Samsara filmi nefesinizi kesecek etkileyici sahnelere sahip olmanın yanı sıra anlatmak istediğiyle de önemli bir film. Türkiye’de bu sene If Bağımsız Filmler Festivali’nde izleme şansını bulduğumuz filmde Nemrut, Sultanahmet Camii ve Kapadokya’dan da görüntüler mevcut.
Filmin henüz başlarında jenerikten sona Myanmar Bagan Tapınakları’ndaki rahiplerin grup çalışması Continue reading
Vesikalı Yarim (1968): Lütfi Akad Sinemasında Kadın Temsili Klasiği
Sinemacılar döneminin ilk usta ismi olan Ö. Lütfi Akad Vurun Kahpeye, Yalnızlar Rıhtımı, Gelin, Düğün, Diyet filmleriyle kendine has bir sinema dilini oluşturmuştur. Genellikle uzun, sabit kamera hareketleri ve yakın planları tercih etmesiyle, gerçekçi bir üslubu benimsediğinin işaretini vermektedir. İşlediği konularda seyircisini bir dış gözlemci olarak, hayatın içindeki gerçek karakterlerin olaylara bakışıyla birlikte yansıtmaktadır. Lütfi Akad’ın bu sinema anlayışını benimsediği zamanlarda, Türk sinemasında aile melodramları izlenmekte ve sinemanın bir sanat olduğu ikinci planda tutulmaktaydı. Tüm ülkede Türkan Şoraylı, Yılmaz Güneyli filmlerle star sistemi hakimdi ve sinema bir eğlence aracı Continue reading
Yılmaz Güney Röportajı
* Chris Kutschera tarafından yapılan bu röportaj Ortadoğu Dergisi’nin (The Middle East) Ocak 1983 tarihli sayısında yayınlanmış ve Devrim Kılıç tarafından İngilizce’den çevrilmiştir.
Paris’in kuzeyinde küçük bir köyde yer alan eski bir manastır birden bire Türkiye’nin bir parka yansıması oldu. Ana giriş kapısının hemen üstünde Meryem Ana heykeline yukarıdan bakan bir yere Türkçe bir yazı yazılmış; “… Merkez Cezaevi”. Mustafa Kemal’ün Türkiye’sini öven yazılar yazılmış her yere, örneğin; “Ne mutlu Türküm diyene!” Continue reading
The Grandmaster (2013): Sinema Ustasından Kung Fu Ustasına
Savunma sporlarının temelini oluşturan Shaolin Kung Fu’dan doğan Kung Fu, başlı başına keşfedilmesi gereken apayrı bir dünya. Kung Fu savunma sanatının kümelerinden biri olan Wing-Chun dövüş sanatının en büyük ustalarından biri kabul edilen Yip Man, beyazperdede daha önceden de vücut bulmuş, Bruce Lee’nin ustası olarak bilinen biri. Yip Man’in 20. yüzyılın başlarında yaşadıklarını konu alan aksiyon ağırlıklı filmlerden farklı bir şekilde ele alınarak çekilen The Grandmaster, aslında tek bir ustanın, Yip Man’in değil; birkaç dövüş sanatı ustasının İkinci Çin-Japonya savaşı sırasındaki yaşadıklarını anlatıyor. Kung Fu savunma sporunun felsefesini anlatarak bu felsefenin üzerine kurulmaya çalışılan hikayede Yip Man üzerinden olayların gelişmesi filmin aksiyondan Continue reading
Yeraltı (2012): Arzu ile İktidarsızlık Arasında İmmoralizm
Bu çalışmanın amacı Zeki Demirkubuz’un Yeraltı filminde kullandığı immoralizmin Dostoyevskiyen bir immoralizmden öte, Nietzschevari bir yaklaşımla özgür insanın immoralizmini kullanıp kullanmadığını araştırmaktır. İmmoralizmin sözlük anlamı töretanımazlık/ahlak karşıtlığıdır. Hem Dostoyevski, hem de Nietzsche çağının ahlak anlayışına karşıdır; fakat isyanlarının sonuçları farklı olmuştur. Demirkubuz; Dostoyevski’nin Yeraltından Notlar romanından uyarladığı Yeraltı filminde Dostoyevski’nin isyanından daha ayrıksı bir anlam taşıyan Nietzschevari bir immoralizm mi kullanmıştır? Dostoyevski’nin immoralizmi ile Nietzsche’nin immoralizmi arasındaki farklar nelerdir? Sonuç olarak Continue reading
Le Passé (2013): Geçmiş Bugünün ve Yarının Neresinde?
Cannes Film Festivali’nde görücüye çıkan ve ülkemizde ilk olarak Filmekimi 2013’te gösterilen İranlı yönetmen Asghar Farhadi’nin yeni filmi, yönetmenin üretim aşaması en zor filmlerinden biri olsa gerek. Çünkü yönetmenin 2011 yapımı Jodaeiye Nader az Simin neredeyse gittiği bütün festivallerden ödüllerle dönmüş, seyircilerden tam not almış, gösterime girdiği seneye damga vurmuş, etkileyici bir filmdi. Haliyle Asghar Farhadi’nin bir sonraki filminin nasıl olacağı büyük bir merak konusuydu. Ancak Le Passé‘nin bu beklentiyi tam olarak karşıladığını söylemek zor.
İranlı Ahmad (Ali Mosaffa) , eski eşi Marie (Berenice Bejo)’den boşanmak için Fransa’ya Continue reading
Django Unchained (2012): Tarantino Usulü Post-Modern Western
Pulp Fiction, Reservoir Dogs, Kill Bill serisi gibi sinema tarihinin önemli filmlerine imza atmış Quentin Tarantino, son filmi Django Unchained (Zincirsiz) ile Western türüne post-modern bir yorum getirerek filmografisine farklı türde bir film kazandırmış oldu.
Filmi anlatmaya başlamadan önce Western türünden biraz bahsetmek gerek. Öyle ki tür filmleri içerisinde en net göstergeleri olan bir ikonografi cennetidir bu. Bir Western’i diğer filmlerden kolaylıkla ayırt edebilirsiniz. Kovboylar, Şerifler, Çöller, Vahşi kasabalar vb. bunların hepsi stereotipleşmiş birer Western göstergeleridir. 1903 yılında ilk Western olarak kabul edilen Continue reading
Roman Holiday (1953): Audrey Hepburn ve Roma’nın Nefes Kesici İşbirliği
Roma sokaklarında dolanırken rastgele hediyelik eşya dükkanlarından birinde görmeniz en olası hediyelerden biridir Roman Holiday temalı eşyalar. 1953 yılında yapılmış olan film, şehirle o kadar uyumlu ki Roma’ya gelen turistlerin aklına gelen ilk film Roman Holiday oluyor ve evlerine dönerken bu filmin afişini içeren takvim, tişört ya da kahve bardağı almayı unutmuyorlar. Peki, William Wyler‘ın filmi romantik-komedi türünün en klasik örneği olarak hangi özelliğiyle seyirci tarafından bu kadar benimsenmiş olabilir? Efsanevi Ben-Hur filminin yönetmeni Wyler’ın yine yönetmen koltuğunda oturduğu, Gregory Peck ve Audrey Hepburn’un perdeyi aydınlattığı film, genç bir prensesin süslü ve gerçek hayattan çok uzakta yaşamından sıkılıp Continue reading
