Boyhood (2014): Zamana Karşı Saygı Duruşu

boyhoodBoyhood’ filmi hiç tanımadığınız bir ailenin fotoğraf albümünü karıştırmak gibi. İlk fotoğrafta bir anne ve küçük yaşlarda iki çocuk görürsünüz, daha sonra aileden kopan ancak arada ziyaret eden babayı ve onun eğlenceli olmaya çalıştığı hali. Her yaprak bir yaş eskitir o dağınık aileyi ve her sayfaya yeni birileri dahil olur. Bütün albümü inceledikten sonra son fotoğrafa geldiğinizde çocukların büyümesi, ebeveynlerin yaşlanması ve zayıflaması gibi değişiklikleri fark edip sorarsınız; geçip giden zaman şimdi nerede? Filmin kendisi tanımadığımız bir aile albümüyken filmin seyircide uyandırdığı etki ise seyircinin kendi aile albümünü hatırlaması gibi; eksilen karakterler, hiç unutulmayan anılar, albümün yaprakları hızla çevrildikçe Continue reading

White Bird in a Blizzard (2014): Esas Sorunu Iska Geçince

white_bird_in_a_blizzard “Mysterious Skin”, “Kaboom” gibi festivallerin sevilen filmlerine imza atan Amerikalı yönetmen Gregg Araki, Shailane Woodley ve Eva Green’in başrollerinde olduğu bu yeni filminde aniden kaybolan depresif bir anne karakterinin hikayesini anlatıyor. Laura Kasischke’nin kitabından uyarlanan “White Bird in A Blizzard” tür olarak eğlenceli bir gençlik filmi ile dram arasında tam olarak kimliğini bulamamış ancak müzikleriyle ve oyuncu performanslarıyla ilgi görebilecek bir film.

Kat Connor (Shailane Woodley) depresif bir annenin gölgesi altında gençlik döneminin ilk tecrübelerini yaşayan, büyümenin ne olduğuyla yüzleşmek zorunda Continue reading

Palo Alto (2014): Kızından Sonra Şimdi de Torunu!

palo-alto  Francis Ford Coppola’nın kızından sonra bu sefer de torunu sinema aleminde yönetmen olarak karşımıza çıkıyor! Gia Coppola, ünlü oyuncu James Franco’nun yazdığı ‘Palo Alto Stories’ kitabının uyarlandığı filmin hem senaristi hem de yönetmeni. Düşük bütçeli film başta James Franco, Emma Roberts olmak üzere Val Kilmer’in oğlu Jack Kilmer ve küçük bir rolde de olsa Val Kilmer gibi tanıdık oyuncularla dolu. Palo Alto yerleşim bölgesinde yaşayan bir grup gencin büyüme hikayelerine odaklanan film, karakterlerin ortak bir arkadaşlık bağı olmasına rağmen kendi hikayelerini anlatmasına olanak sağlıyor. Yönetmen Coppola, teyzesi Sofia Coppola’nın çizgisine benzer bir yönetmenlik anlayışıyla ve benzer donuk pastel renkleri tercih etmesiyle Continue reading

The Portrait of a Lady (1996): Bir Kadının Kırık Portresi

portrait-of-a-ladyJane Campion’un Henry James’in aynı adlı romanından 1996 yılında uyarladığı filmin başrollerinde Nicole Kidman, John Malkovich, Barbara Hershey, Martin Donovan, Mary Louise Parker, Ch ristian Bale ve  Viggo Mortessen rol alır. Yönetmen dünya çapında tanınmasını sağlayan Piyano’nun ardından Hollywood’la buluşur ve bunun ilk ürünü olan Bir Kadının Portresi’nde starların oynaması, atmosfer yaratımında kapalı mekânın daha çok kullanılması, başarılı bir oyunculuk dışında Masamdaki Melek’teki ya da Piyano’daki kanlı canlı karakter yaratımının yakalanamaması yönetmenin kendi kariyeri içinde düşüşe geçtiğini Continue reading

Devil’s Knot (2014): Seri Üretim Suç Filmi

devils-knot 1993 yılında Arkansas’ın küçük bir kasabasında üç erkek çocuğun öldürülmesi ve sonrasında yaşananları konu alan Atom Egoyan imzalı film, Reese Witherspoon ve Colin Firth gibi ünlü oyunculara ve ilgi çekici, günümüze kadar etkisi süregelmiş güçlü bir hikayeye sahip. Üç çocuğun cesetlerinin bulunmasından sonra kasaba halkı, polis teşkilatı ve basın üçlüsü cadı avına çıkıp buldukları ilk şüphelileri cezalandırma yoluna giderler ancak bu avın gerçekleşmesine engel olmak isteyen dedektif Ron Lax olayın arka planında gizlenen kanıtların peşine düşer ve davanın suçlusu belli kolay bir dava olmaması gerektiği ortaya çıkar. Continue reading

Blackfish (2013) : ‘Masum’ İnsan ‘Katil’ Balina Avında

blackfishKatil balina Tilikum’un 2010 yılında Dawn Brancheau adındaki profesyonel eğitmeni öldürmesinden yola çıkarak, katil balinaların su parklarındaki esareti ve sadece parayı kıstas alan acımasız düzenin hikayesini anlatan ‘Blackfish/Karabalık’, aynı zamanda katil balinaların eski dönemden kalma lakabı. En güncel olay olarak 2010 yılındaki kaza anlık bir ihmalin sonucu oluşan bir vaka mı yoksa bu olayın özünde başka bir sorunun mu olduğu yönetmenin art arda sorduğu sorularla açıklanmaya çalışılıyor. Bu canlı türüne ‘katil balina’ diyerek insanoğlunun iki yüzlülüğünü göz önüne sermesi bir yana, genel olarak hikayeye baktığımızda Dawn Brancheau vakası pek çok Continue reading

The Rover (2014): Bağımsız Sinema Klişelerinde Boğulmak

roverYönetmen David Michot’un daha önceki filmlerini izlememiştim ve filmin künyesine bakmasaydım izlediğim hikâyenin Amerika’lı yeni mezun olmuş bir sinema öğrencisinin elinden çıkmış olduğunu düşünürdüm. Avustralya’nın kırsal kesiminde, post-apokaliptik bir dönemde geçen “The Rover”, konu olarak insanlar arasındaki iletişimin ve manevi değerlerin tükendiği, şiddetin ve el koymanın başrolde olduğu bir dünyada bir adamın aracının çalınması ve aracını bulmak için sarf ettiği çabaya odaklanıyor. Tür olarak aksiyon-suç-dram karışımı bir film ancak diğer türlerden de yararlanmış yönetmen; özellikle neo-western bir atmosfer oluşturma konusunda sade ancak etkili bir işe imza atmış. Ancak Continue reading

The Purple Rose of Cairo (1985): Woody Allen’in Bağımsızlığı (Bölüm 2)

the-purple-rose-of-cairoWoody Allen’ın bağımsızlığını filmleri aracılığıyla incelemeye çalıştığım ikinci bölümde, yönetmenin kendisinin de en sevdiğim filmim dediği The Purple Rose of Cairo /Kahire’nin Mor Gülü filmini ele alacağım.

1985’te çekilen Kahire’nin Mor Gülü’nde Woody Allen, senarist ve yönetmen olarak  görev alır. 1986’da Altın Küre’de En İyi Senaryo dalında ödül alan filmde, bir kere daha “Gerçek nedir?” sorusunun sorulduğu görülür ve yine Allen;veremediği, tekinsiz, iç rahatlatmayan cevaplarla belirsizliğin sınırlarında gezinerek izleyicinin de huzursuzlanmasını, gerçeğe dair düşünmesini ister. Continue reading

Zelig (1983): Woody Allen’in Bağımsızlığı (Bölüm 1)

zelig-posterWoody Allen, şov dünyasına uf ak skeçler yazıp oynayarak adım atmış, ardından senaristlik teklifiyle sinema dünyasına yönelmiş ve günümüzde halen üretimini ve ününü koruyabilen bir yönetmendir. İç sorgulamasını ömrü boyunca sürdüren Allen; kendi kendine sorduğu soruları izleyiciye de zaman zaman dolaylı, zaman zaman direkt olarak sorar. Böylelikle kendi belirsizliğini izleyiciye aksettirerek onu da aktif hale getirmeye, onun da cevapların peşine düşmesini sağlamaya çalışır. Bunu filmlerin aracılığıyla yaparken izlediği yol ise, sinema dilinin alternatif imkânlarından sonuna kadar yararlanmaktır. Özellikle erken dönem çalışmalarında Continue reading

Noah (2014): Bir Propaganda Aracı Olarak Kötü Film Çekmek

noah-movie-poste  Henüz gösterime dahi girmeden tartışmalara konu olan, üç İbrahimi dinde (İslam-Hristiyanlık-Musevilik) yer almış Nuh Tufanı hikayesini anlatan “Noah” filmi aslında izlendikten sonra hakkında tartışmaya gerek duyulmayacak kadar dinden uzak, aksiyon derdinde bir film. Aronofsky’nin sadece aksiyona kafa yoran ‘fantastik’ bir yönetmen olmadığını göz önüne alırsak eğer, bu filmi bir ateistin gözünden Nuh Tufanı olarak değerlendirmek de mümkün. Direkt olarak filmin anti-Hristiyan bir duruşu olduğunu söylemek doğru olmasa da, üç dinden bağımsız bir bakış açısıyla anlatılan Nuh peygamberin hikayesi en sonunda din karşıtı, fantastik bir dünyada geçen, iki boyutlu bir film ortaya çıkmış. Continue reading