Badlands (1973): Katil Doğanlar Değil; Zorla Katil Edilenler

BadlandsAltın Palmiye ve Altın Ayı ödüllü Amerikalı yönetmen Terrence Malick, daha sonraki yıllarda ne işler yapacağının işaretlerini – adam olacak çocuk misali – 1973 yılında ilk filmini tamamladığında vermişti. Henüz 30 yaşındayken yaptığı bu ilk film olan Badlands, Malick filmografisinin temel yapı taşlarından biri. Yaklaşık 40 yıllık sinema hayatı boyunca sadece 6 film yapmış olan Malick’in iki film arasındaki uzun sessizliklerinin, aslında ne kadar yoğun bir yaratım çalışmasıyla dopdolu olduğunu anlayabilmek için Badlands mutlaka izlenmesi gereken bir film.

Badlands genel olarak bir ilk filmden ziyade, oldukça olgun bir üsluba sahip olmasıyla Malick’in ileride yapabileceklerinin iyi bir göstergesi. Daha Continue reading

Pina (2011): Kandırmışlar Bizi, Meğerse 3D Teknolojisi Böyle Bir Şeymiş

PinaWim Wenders sinema severlerin yakından tanıdığı çok başarılı bir yönetmen olmanın ötesinde sinema sanatının gerçek bir hizmetkarı. Bir yandan farklı tür filmlerde farklı tür anlatımlar geliştirerek güçlü sinema diliyle birçok iyi film üretmiş, bir yandan da diğer sanatçılara bireysel olarak destek vermiştir. Bu yolda kendisini kah Buena Vista Social Club için belgesel çekerken, kah Beyond the Clouds’ta Michelangelo Antonioni‘nin gayrı resmi asistanıyken; kah Zülfü Livaneli‘nin Yer Demir Gök Bakır‘ında prodüktörlük yaparken görmek mümkün. Bu bakımdan, Wenders’in Pina‘yı daha önce hiç kullanmadığı yepyeni bir teknikle çekmiş olması da hiç şaşırtıcı değil. Continue reading

Sinema Perdesinde İzlediğimiz 11 “Bukalemun” Oyuncu

Oynadıkları filmlerde öyle bir değiştiler ki; izlerken kim olduklarını anlamak çok zordu. Bazılarının isimlerini filmin sonunda görünce tanıdık. İşte karşınızda canlandırdıkları karakterler nedeniyle fiziksel değişim yaşayan 11 oyuncu. Fotoğraflarını tarihsel karakterlerle yan yana koyduğumuzda aralarındaki farkı görmekte biz çok zorlandık. Siz ne dersiniz? Continue reading

Taxi (2015): Cafer Penahi; Özgürlük Savaşçısı mı, Kültürel Ajan mı?

taxi_2015Cafer Penahi’nin 65. Uluslararası Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı kazanan filmi Taxi’yi 26. Ankara Uluslararası Film Festivali’nde izleme şansı buldum. Penahi, 2010 yılında ülkesi İran’da tutuklandı, neyle suçlandığı bile belli değildi. Ardından serbest bırakıldı; fakat 20 yıl film çekme yasağı getirildi. Ayrıca ülkesinden çıkması da yasaklandı.

Penahi, bir taksinin içine yerleştirdiği kameralar vasıtasıyla ve bazen taksideki müşterilerin ya da yolcuların kameraları –cep telefonları ve amatör kameraları- aracılığıyla elde ettiği görüntüleri kurgulayarak bir film metni yaratmayı başarıyor. Taksinin şoför koltuğunda Penahi’nin kendisi var. Continue reading

34. İstanbul Film Festivali İçin 13 Film Önerisi

festival

1. Taxi (Jafar Panahi)

Yasaklı olmasına rağmen gizlice çektiği This Is Not a Film ve Closed Curtain filmleriyle değişmesi gereken, değişmek zorunda olan İran’ın güncel durumuna ayna tutan ünlü yönetmen Jafar Panahi, 2015 Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı alan son filmiyle karşımızda. Taxi filminde bu sefer yönetmen evden dışarı çıkıyor ve taksicilik yaparak İran halkının, modern İran’ın nabzını tutuyor. Hikaye akla ilk olarak Abbas Kiarostami’nin 2002 yılında Continue reading

Foxcatcher (2014): Bir Yalnızlık Trajedisi

Foxcatcher Konuk Yazar: Onur Metin

Foxcatcher, başarılı bir ‘Amerikan Rüyası’ eleştirisi olarak karşımıza çıkıyor ve bu başarının en önemli payı Foxcatcher’ın eleştirisini çok katmanlı bir şekilde yapıyor oluşunda saklı.

Bütün izlediğim sinema filmleri içerisinde artık en kötücül karakterin John DuPont olduğunu söyleyebilirim! Karakterin sinema diline aktarılışının ne kadarı yönetmenin uyarlamasıdır bilemeyiz ama bu karakter üstelik gerçek hayattan ve bu da yaptığı eleştiriyi daha esaslı hale getiriyor. Continue reading

Mommy (2014): Bir Kareye Sıkışmış Üç İnsan

mommy   ‘Dahi’ çocuk Xavier Dolan’ın inatla üzerine gittiği sinema anlayışı öyle bir sonuç ortaya çıkarıyor ki, genç yönetmene ya hayran kalırsınız, ya da bir daha dönüp bakmamak üzere sinemasından nefret edersiniz. Böylesine keskin bir görüş oluşturmasındaki en büyük etkenlerden biri, psikanalizin derin sularında, sivri uçlarda gezinmesi. Yetenekli bir yönetmen olduğu ve kısa zamanda ortaya çıkardığı işlerin yaşına göre önemli bir başarı sayılacağı tartışılmaz üstelik şimdiden yönetmenin Queer sinemaya önemli katkıları olduğunu da söyleyebiliriz. Ancak Dolan’ı şimdiden ‘dahi’ ilan etmek ve usta isimlerin arasında anmak ne kadar doğru bir öngörü orası tartışılır. ‘Mommy’ zihinsel sorunları olan, şiddet yanlısı, duygularını kontrol edemeyen Steve’in Continue reading

Cavalo Dinheiro (2014):Ventura’nın Düşleri

Cavalo Dinheiro Portekizli yönetmen Pedro Costa’nın Cavalo Dinheiro / At Parası filmi, 2015 İf İstanbul’da seyircisiyle buluştu. Film, genelde göçmen sorunları ekseninde ilerleyen bir konuya sahip olsa da özelde, Lizbon’a göçmen olarak gelmiş ve hayatı boyunca ağır işlerde çalışarak geçimini sağlayan işçi Ventura’nın hikayesini anlatmaktadır. Filmin konusu ve söyleminin ayrıntılarına girmeden önce yönetmenin tekniğinden bahsetmek gerekir.

Costa, filmin başına koyduğu, hangi zamanda ve nerede çekildiği belli olmayan, yıkık dökük yerleri gösteren fotoğraflarla filmdeki mekanlar arasında bir geçişlilik sağlar. Filmdeki mekan dağılımı gösterilen fotoğraflar gibi belirsizdir. Continue reading

The Imitation Game (2014): 2. Dünya Savaşı’nda ‘Dahi’ Olmak

the-imitation-game Her ne kadar Oscar maratonunu bir adet heykelcikle kapatmış olsa da , o da uyarlama senaryo dalında,  ‘The Imitation Game’ bütün özellikleriyle tam bir Oscar filmiydi. İkinci Dünya Savaşı’nda Nazi Almanya’sının enigma kodlarını çözüp İngiltere’nin savaşı kazandıracak en kritik müdahaleleri yapmasına olanak sağlayan dahi Alan Turing’in hayatı üzerinde hiçbir senaryo numarası yapmadan düz bir anlatımla bile verilse adaylıklara kesin gözüyle bakabilirdik. Üstelik eşcinsel olan ve bu yüzden dönemin şartları içerisinde bu yüzden cezalandırılan bir isim olarak da Turing yapımcılar için bulunmaz bir nimet. Devlete olan katkıları ve yaptığı tüm çalışmalar elli sene boyunca devlet sırrı olarak saklanan, intiharından çok sonra ‘hakkı’ kendisine verilen ve ‘ödüllendirilen’ Turing’in bilgisayarların ilk prototipini oluşturduğu Continue reading