Sinemaya Yamuk Bakmak: Zizek Bize Ne Anlatmaya Çalışıyor?

Sinemaya-Yamuk-BakmakSlavoj Zizek; Walter Benjamin’den aldığı argümanla “teorik açıdan verimli ve yıkıcı bir işlem olarak bir kültürün en yüksek tinsel ürünlerini, aynı kültürün sıradan, bayağı, dünyevi ürünleriyle birlikte okumayı” [1] deneyerek  popüler kültür metinlerini Hegel, Kant, Marx, Freud ve Lacan gibi filozofların teori ve kavramları ile açıklamaya çalışmaktadır. Zizek’e göre sinema ideolojinin operasyonlarını tahlil edip eleştirmede bir nevi alet edavat çantası vazifesi [2] görmektedir. Sinema Zizek için bir psikologun koltuğu gibidir. İnsanlar o koltukta dertlerini, hikayelerini ve fantezilerini anlatıyorlar. Lacan’dan aldığı kavramlarla psikolog koltuğunda oturan Zizek ise kendine has yöntemlerle mevcut ideolojiyi ve dünyayı anlamaya ve anlatmaya çalışıyor. Continue reading

Advertisements

Run Lola Run (1998): Berlin Sokaklarında Bir Forrest Gump

Run-Lola-RunTom Tykwer 2000’li yılların Avrupa sinemasında yüksek performansa sahip yönetmenlerin başında gelenlerden biri. Son olarak Wachowski Kardeşler ile birlikte Cloud Atlas‘ı yöneten Tykwer’ı, sinema severler Patrick Süskind’in Koku romanından uyarladığı Perfume: The Story of a Murderer ve baş rollerini Clive Owen ve Naomi Watts’ın paylaştığı The International filmleriyle tanır. Bu noktada unutulmamalıdır ki, Tykwer’ın filmografisinde konvansiyonel anlatım tekniğinin tamamen dışında bir kült film de mevcut. İşte bu film Run Lola Run.

Film, sevgilisini kurtarmak için 20 dakika içinde 100000 Mark bulmak zorunda olan Lola’nın başından geçenleri anlatması itibarı ile pek de orijinal bir Continue reading