Inch’Allah (2012): İsrail-Filistin Savaşında Kahrolsun Bağzı Şeyler

Inchallahİlk olarak 32. İstanbul Film Festivali’nde ülkemizde gösterimi yapılan, şu sıralar vizyonda olan Anais Barbeau-Lavalette imzalı Inch’Allah iddialı bir konuyla, İsrail-Filistin sınırında geçen hikayesiyle karşımızda. Savaş varsa kazanma yoktur, hep kaybetme vardır düşüncesiyle savaşın dağıttığı aileleri, yok ettiği hayatları ve izi kalmış mutlulukların hatırlanarak günlerin geçtiği bir coğrafyayı dramatize ederek anlatıyor Barbeau-Lavalette. Ancak konunun ağırlığı karşısında Inch’Allah’ın ciddi bir çözüm üretememesi ve hatta yanlış bir çözümleme yoluna gitmesi, gerçek adına umutsuz, film içinse naif bir portre çiziyor.

Kanadalı doktor Chloe’nin hayatı, gündüzleri Filistin’de çalıştığı Türk Kızılayı’nda, geceleri ise İsrail’de sınır güvenliğinde görevli asker arkadaşıyla birlikte sınırın öbür tarafında rutin bir akışta ilerlemektedir. Her an bir bombanın patlayabileceği, ani çatışmaların yaşanıp insanların katledilebileceği bir ortamda Chloe giderek soğukkanlılığını kaybeder ve Filistinli bir aileyle arkadaşlık kurar. Ailenin yaşantısına ortak olup, beraber gülüp beraber ağladıkları her akşamdan sonra İsrail topraklarına geri dönen Chloe, psikolojik bir ikileme düşer. Savaşın vahşeti ve ayrımcılığı onu taraf tutmaya itecektir. Savaş Chloe’yi taraf tutmaya zorlayınca psikolojik olarak bir çözülme aşamasına girer ve böylece savaş denilen devasa çark bir diş daha kazanmış olur.

Chloe karakteri belki de şu anda dünyadaki nüfusun yarısından fazlasını temsil eden, “Kahrolsun Bağzı Şeyler” diyen ama o bazı şeylerin önüne nasıl geçeceğini bilemeyen, apolitik bir karakter. Ne İsrail’i ne de Filistin’i suçlayabilecek siyasi bilgi birikimi olmayan, takip ettiği herhangi bir lider olmadan, sadece insana önem veren apolitik insanlardan. Bu kimliksiz duruşu, Inch’Allah’ın başından sonuna onu sanki bir mengenede sıkıştırıyor ve kimi zaman annesiyle bilgisayardan konuşarak, kimi zaman akşamları hayatı unuturcasına içerek vaktini geçiriyor. Chloe’nin hümanist duruşu acı çeken insanlara küçük mutluluklar sağlayacak olsa da, uzun vadede bir çözüm oluşturamıyor. Filistinli aileyi büyük annenin yaşadığı sınırın öteki tarafındaki topraklara götürdüğü zaman açıkça görülüyor ki, Chloe belki toz duman olmuş kalıntıları göstererek büyükannenin hafızalarını canlandırabilir ancak büyükannenin torununun orada yaşaması için daha fazlası gerekmektedir.

Inchallah

Anais Barbeau Lavalette dinamik bir yönetime sahip ve izleyiciyi çok iyi anlatılmış sekanslarla Filistin-İsrail gerginliğinin içerisine sokmayı başarıyor. Oluşturduğu Filistinli aileyi karikatürize etmemesi doğru bir tercih, böylece seyirci daha kolay empati sağlayabiliyor Filistinli aileyle. Ancak aynı şeyi Chloe ve asker arkadaşı için söylemek mümkün değil, sınırın güçlü tarafı daha basit hatlarla çizilmiş ve onların yaşadığı hisler tam olarak anlatılamamış.

Chloe ile daha fazla empati kurabilseydik film içerisinde aldığı kararlar bu kadar sorgulanmaya açık olmayabilirdi; ne var ki Inch’Allah’ın sonlarına doğru baş karakterin aldığı kararlar tartışılmaya çok açık. Filmin en rahatsız edici yanı olan sonu hakkında ipucu vermek niyetinde değilim ancak savaşı anlatan bir yönetmenin hikayesinde sunacağı çözüm barış olmalıyken ve karakterlerin insanlığa vurgu yaparak birleşmesi anlatılabilecekken, bunun yerine çözüm olarak çözümsüzlük sunuluyor seyirciye ve çok yanlış şekillerde yorumlanabilecek bir taraf olma yoluna gidiliyor. Genel pencereden baktığımızda bir süre sonra Inch’Allah’daki bütün karakterler savaşı beslemeye başlıyor ve bunun seyirciye pek de doğru bir yön göstermediği söylenebilir.

Inchallah

Cafe de Flore ile dikkat çeken Evelyne Brochu bu filmde başrolde ve çok başarılı bir oyunculuk sergilemekte. Bazı sahneleri duygusal tepkileriyle tek başına alıp götürdüğünü söyleyebilirim.

Baş karakterini taraf tutmaya yönelten Anais Barbeau-Lavalette’in film boyunca sergilemeye çalıştığı eşit yaklaşımı gerçekçi olmadığı için eğreti dursa da, dünya çapında birçok festivalde gösterim imkanı bulan filmin Filistin sorunu üzerine eğilmesi bile tek başına önemli bir mesele. Derin bir savaş analizinden ziyade, insana önem gösteren, savaşa karşı hümanizmi anlatmaya çalışan bir film Inch’Allah.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s