Hakan Bıçakçı: “Korku Sinemasının Büyük Bölümü Son Derece Muhafazakâr.”

Hakan-Bicakci-roportaj
Röportaj: Kürşat Saygılı, Fırat Çakkalkurt
Deşifre: Esra Özkan

İlk izlediğiniz filmi hatırlıyor musunuz?

İlk izlediğim filmi hatırlamıyorum ama sinemada ilk izlediğim filmi hatırlıyorum. Çizgi filmine bayıldığım He-Man’in filmi gelmişti. Anadolu yakasında bir salonda, annemle gitmiştik. Fena halde uyduruk bir filmdi aslında. Sonradan tekrar karşılaştığımda piyes gibi bir şey olduğunu görmüştüm ama bildiğim bir çizgi filmin film versiyonunu sinema perdesinde izlemek çok etkileyici gelmişti bana o zamanlar. Sonuçta hâlâ hatırlıyorum. Continue reading

Ece Temelkuran: “Sinema Deliliktir.”

Ece_Temelkuran_roportaj
Röportaj: Fırat Çakkalkurt, Kürşat Saygılı
Deşifre: Burç Karabulut, Demet Öztürk

İlk izlediğiniz filmi hatırlıyor musunuz?

Evet. Ankara’da Küçük Lord’u izlemiştim. Öyle bir çocuk filmi vardı; siz yoktunuz o zamanlar. Anneannemle gitmiştim ve sinemaya ilk girdiğim an hissettiklerimi hatırlıyorum. Çok büyük gelmişti salon bana. Ankara’da o kadar büyük hangi sinema olabilir ki? Akün müydü acaba? Sanırım Akün’dü. Hatırladığım görüntüyü bildiğim Anakara sinemalarıyla karşılaştırdığımda, Akün olması muhtemel. Filmden ve salondan aklımda kalan ilk şey büyüklük; daha sonra hayret hissi ve bordo perdeler. Continue reading

Sinema Kafası’nda Veda, Cineritüel’de Merhaba!

SK+CR

2013 yılından bu yana sinema üzerine düşüncelerimizi, eleştirilerimizi ve beklentilerimizi okurlarımızla paylaştığımız Sinema Kafası yayın hayatına veda ediyor. Bu süreçte bizimle birlikte olan tüm yazarlarımıza ve okurlarımıza binlerce kez teşekkür ederiz. Onların Sinema Kafası için vermiş oldukları emeğe bir saygı gösterisi olarak sitemiz erişime açık olmaya devam edecek, fakat yeni yazılar yayınlanmayacaktır.

Peki, bundan sonra yeni yazı yazmayacak mıyız? Tabii ki yazacağız ve tüm ekibimizle katılmaktan mutluluk duyduğumuz Cineritüel‘de okurlarımızla buluşacağız. Yani Sinema Kafası veda ederken, Cineritüel büyüyen ekibiyle okurlarına yeni bir merhaba diyor.

Artık daha fazlayız, daha renkliyiz!

Frances Ha (2013): Gencim, Başarısızım, Yine de Çok Mutluyum

Frances-HaFrances 27 yaşında, Brooklyn’de ev arkadaşıyla yaşayan, hayatta her şeyi başardıktan sonra onur belgeleriyle Paris’e taşınma hayali kuran, hayat dolu bir modern dansçıdır. Ev arkadaşı Sophie, Frances’a göre daha aklı başında görünse de, bu iki genç kadın aslında aynı kişidir. Sophie, Frances’ın ruh ikizidir. İlk anda Frances ve Sophie arasında lezbiyen bir ilişki olduğu fikri akla gelir ama onlar sadece arkadaştır; o kadar yakın arkadaşlardır ki, Frances’ın söylediği gibi “artık seks yapmayan lezbiyen bir çift”e benzerler ve ne zaman ki Sophie evden ayrılır, o zaman Frances için büyük düşüş başlar. Filmin renk paleti sadece siyah ve beyazdan oluşuyor olsa da, Frances hayatında her şeyin açıkça siyah ya da beyaz olmadığını görecektir. İşte Frances Ha, bu genç kadının hikayesini Continue reading

Gambit (2012): Rahatsız Etmeyin, Coen Kardeşler Dinleniyor

GambitTürkiye’de remake filmlere hala mesafeli yaklaşılırken ABD ve Avrupa sinemasında her yıl yeni remake filmler görücüye çıkıyor. Bunlardan biri de Gambit. Henüz Türkiye’de vizyon tarihi belli olmayan filmin orijinal versiyonu 1966 tarihli. 46 yıl sonra çekilen bu yeni versiyonu ise birçok eleştirmen tarafından orijinalinin kötü bir kopyası olarak değerlendirilse de, ben en azından eğlenceli bulduğumu söyleyebilirim.

Genel olarak soygun filmlerini hep eğlenceli bulmuşumdur zaten. Neden bilmiyorum ama janr farkı gözetmeksizin soygun filmleri bana çok hitap eder. Belki çoğu zaman Robin Hood-vari zenginden alıp fakire verme ülküsünün türevlerini konu edinerek sosyal adaleti yerine Continue reading

Seven Psychopaths (2012): Tarantino Olmak O Kadar da Kolay Değil

Seven-PsychopathsQuentin Tarantino, tür filmleriyle dalga geçen kendine özgü üslubuyla modern sinemanın auteur yönetmenlerinden biri olarak kabul edilir. Şiddeti estetize ederek alaycı bir komediyle harmanlayan anlatımı ilk filmi Reservoir Dogs‘tan bu yana hiç değişmeden devam etti. Muhtemelen bundan sonra da usta yönetmen üslubunu değiştirmeyecektir ama işin ironik tarafı şu ki, Tarantino bir yandan tür filmleriyle dalgasını geçerken, diğer yandan kendi film türünü yarattı ve bu yolda birçok yönetmen de onu takip etmeye başladı. Martin McDonagh‘ın son filmi Seven Psychopaths‘ı izleyince insanın aklına ilk gelen işte bu oluyor. Continue reading

Certified Copy (2010): Abbas Usta Yine Yapmış Yapacağını

Certified Copyİran yeni dalgasının çığır açıcı yönetmeni Abbas Kiarostami‘nin Cannes‘da prömiyerini yapan filmi Certified Copy sade ve zarif anlatımıyla oldukça etkileyici bir film.

İtalya’nın Toskana bölgesinde karşılaşan bir kadın ve bir erkek, hayatlarında başka insanlara söylemek isteyip de söyleyemedikleri şeyleri birbirlerine söylemek suretiyle kendileriyle yüzleştikleri tuhaf bir oyun oynamaya başlarlar, ama seyirci olarak bu bir oyun mu yoksa bu insanlar aslında birbirlerini önceden tanıyorlar mıydı karar vermek zor. İşte bu yüzden ilişkileri aslı gibidir. Orijinal ile kopya arasında ama orijinalin yerini tutacak gerçeklikte bir ilişki. Continue reading