Kabadayı (2007): Erkekliğin Kitabı Bir Kez Daha Yazılıyor

KabadayiSuç, mafya ve cinayet Türk sinema seyircisinin genellikle yoğun ilgi gösterdiği temalar. Bir filmde bu temalara ek olarak Şener Şen ve Kenan İmirzalıoğlu merkezli başarılı bir oyuncu kadrosu varsa, o film için gişe başarısı kaçınılmazdır. Haliyle, Kabadayı’nın 2 milyon kişi tarafından seyredilmiş olması hiç de şaşırtıcı değil.

Film, silaha tövbe etmiş eski bir kabadayının, yeniyetme bir mafya babasıyla hesaplaşmasını ve oğlu uğruna tövbesini bozmasını konu alıyor. Bu açıdan, Yavuz Turgul‘un yazmış olduğu senaryo bazı seyirciler tarafından sıradan bulunsa da, Kabadayı’yı türdeşlerinden ayıran bazı noktalar tabii ki mevcut. Ali Osman adlı eski kabadayı ve Devran adlı genç mafya babasının arasındaki çatışma, bir noktada ‘yeni’ ve ‘eski’nin çatışması. Ali Osman merhametli, adil, cesur, kimseye sırtını dayamadan kendi işini kendi gören, alçakgönüllü, yardımsever gibi olumlu sıfatların sahibi olarak seyircide ‘eski’ye dair bir saygı uyandırıyor. Dikkatli izlendiğinde farkedileceği gibi Yılmaz Güney’in Umutsuzlar filminde canlandırdığı Büyük Fırat karakterinin yaşlanmış hali sanki Ali Osman. Öte yandan Devran acımasız, vahşi, uyuşturucu bağımlısı, bencil, hain, işbirlikçi, küfürbaz gibi olumsuz sıfatlara büründürülerek filmde hem ‘yeni’nin hem de ‘kötü’nün temsilcisi oluyor. Böylece film, bu iki karakter üzerinden Türkiye’de son 50 yılda suçun nasıl form değiştirdiğini seyirciye anlatıyor. Suça bulaşmış polisler, iş adamı sıfatıyla yapılan illegal işler, yetersiz ceza sistemi, eli kolu bağlanmış dürüst polis memurları da bu değişen formun içinde kendilerine ayrılan yerleri alıyorlar.

Kabadayı’nın senaryosundaki bir diğer önemli nokta ise kötülüğün kaynağının sorgulanması. Filmin kötü karakteri olan Devran yetimhanede büyümüş, yetimhane görevlisinin tacizinden kurtulmak için ilk cinayetini işlemiş, polis tarafından ispiyonculuğa zorlanmış, kendisine yapılan şantaj nedeniyle psikopatlaşmış, uyuşturucuyu bir kaçış yolu seçmiştir. Yani, Devran içinde bulunduğu duruma kendi isteği dışında sokulmuş ve kötü olmaya mecbur bırakılmış biri olarak, insanın doğuştan kötü olmadığının ve içinde bulundu koşullarca şekillendirildiğinin göstergesidir. Bunun yanında, senaryo baba-oğul çatışması, karşılıksız aşk, sadakat, dostluk, vefa, cesaret gibi klasik temaları da içererek seyircinin ilgisini üst düzeyde tutmayı başarıyor.

Kabadayi

Kabadayı, yönetmen Ömer Vargı’nın filmografisinde ise diğer filmlerden oldukça farklı bir yerde duruyor. Film, Vargı’nın senaryosunu yazmadan yönettiği tek film ve yönetmenin diğer filmlerinden farklı bir türe sahip. Dolayısıyla, oldukça bıçak sırtı bir görev üstlenmiş yönetmen. Sonuçta genel olarak başarılı bir iş çıkarmış olan Ömer Vargı’nın filmdeki üslubunun yer yer Sergio Leone esintileri taşıdığı da gözden kaçmıyor. Sergio Leone’nin alametifarikası sayılan, kameranın kayıtta olduğu her anın tadını çıkaran, her hareketinde sinema tarihinin en kült pozlarını verircesine davranan, tüm jest ve mimikleriyle seyirciyi kendine hayran bıraktırmayı amaçlayan karakterler Ömer Vargı’nın filminde oluşturduğu üslubun içinde önemli bir yer tutuyor. Aksi takdirde, Ali Osman oğlu tehlikedeyken neden onu kurtarmak için acele etmek yerine, yavaş yavaş yüzüğünü parmağına takıp belinde silahıyla aynanın karşısında poz versin ki?

Filmin başrol oyuncusu Şener Şen, senaryoda karakter derinliği zayıf oluşturulmuş olmasına rağmen Ali Osman’ı ete kemiğe büründürmeyi başarmış ama asıl dikkat çekici performans Kenan İmirzalıoğlu’na ait. Devran karakteri, hem seyirci için hem de İmirzalıoğlu için yeni bir deneyim. Bu filme kadar hep iyi adamı canlandıran İmirzalıoğlu, ilk kez seyircinin karşısına bir anti-kahraman olarak çıkıyor bu filmde. Devran toplumsal cinsiyet rolünü, erkekliği penis boyuyla ölçecek kadar marjinal bir noktada yaşayan aşırı maskülen bir adam olmanın yanında, bir kadın uğruna her şeyi göze alabilecek kadar romantik ve ölürken bile espri yapabilecek kadar da komik bir karakter. Böylesine çok boyutlu bir karakteri canlandırmada gösterdiği yüksek performans ile İmirzalıoğlu’nun filme katkısını azımsamak haksızlık olur.

Kabadayi

Türünün gerektirdiği üzere Kabadayı erkek karakterler üzerine kurulu bir film. Bu nedenle filmde kadınların geri planda kalmış olması normal karşılanmalı ama yine de az sayıdaki kadın karakterlerin tümünün erkeklerin himayesinde, onların yardımına muhtaç, güçsüz, kendi ayakları üzerinde duramayan tipler olması rahatsız edici. Yani, Türk sinemasının kronik hastalığı olan seksist yaklaşıma malesef Kabadayı da yakalanmaktan kurtulamamış.

2007 yapımı film, tüm olumlu ve olumsuz özellikleriyle modern Türk sinemasının kalburüstü örneklerinden biri. Türünün müdavimleri ve iyi oyunculuk görmek isteyenler için seyir zevki yüksek bir film olduğu açık olsa da, sinemaseverlerin böylesine kaliteli bir ekipten beklentilerini karşılamakta filmin biraz yetersiz kaldığını söylemek gerek.

Herkese iyi seyirler.

Advertisements

One thought on “Kabadayı (2007): Erkekliğin Kitabı Bir Kez Daha Yazılıyor

  1. Kabadayiyi da yazmana sevindim. Bir kere daha dusunmemi sagladi. Bana gore siradan senaryo olumsuz bir ozellik degil. Tesekkurler

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s