The Birds (1963): Doğa, Kuşlar ve Kadınlar

Birds-1 Kuşların davranış biçimlerinden en bilindik olanı muhtemelen grup halinde ve belirli bir düzen içinde hareket etmeleridir. Özellikle göç zamanlarında gökyüzüne baktığımızda onların estetik danslarıyla karşılaşmamız mümkündür. Alfred Hitchcock’un simgeleşmiş filmlerinden “The Birds” rahatsız edici sesler çıkararak birbirinden bağımsız ters istikamette ve hatta birbirlerine çarparak uçuşan kuşlar ile açıldığında seyirci henüz ilk saniyeden mesajını almış alıyor; bu kuşlar sizin bildiğiniz kuşlardan değil!

Evet, sistematik bir şekilde ahenkle uçtuğunu bildiğimiz kuş sürülerinin “The Birds” filminde sistematik bir şekilde saldırılara geçeceğini anladığımız ilk sahne filmin açılış sahnesi ve olayların başlamasına kadar ki süreçte Hitchcock aynı mesajları vermeye devam ediyor; baş karakter Melanie’nin kuş dükkanına girdiği sahnede gökyüzünde uçuşan kuşlar da bu mesajlardan biri. Peki kuşlar neden saldırıyor?
Bu soru meraklı sinema seyircileri tarafından film boyunca sorulan bir soru ancak net bir cevabı yok, usta yönetmenin farklı okumalara açık bıraktığı ‘kuş saldırılarıyla’ ilgili en büyük ipucu hikayenin geçtiği Bodega Limanı’nda bir restoranda, yan karakterlerden birinin “Kuşlar neden saldırıyor?” sorusunun ardından arka planda garsonun şefe “Kızartılmış üç tavuk” siparişi vermesiyle elde ediliyor.

Her ne kadar filmin geneline baktığımızda bu kısa süreli sahnenin aksine yönetmenin bilinçli olarak sebepsiz kaotik bir ortam oluşturmak istediği sonucuna varıyor olsak da yer yer doğa ile insanoğlunu karşılaştıran sahneler mevcut. İkinci bir örnek olarak, hikayedeki küçük kız kardeş karakterine hediye edilen ‘kafesteki kuşlar’ı ele alabiliriz. Küçük çocuk film boyunca saldırgan kuşlardan kaçarken doğum gününde ona hediye edilen muhabbet kuşlarını korur ve beraberinde her yere götürür. Hatta bir sahnede kafesteki kuşların masum olduğundan ve onların da kurtulmaları gerektiğinden bahseder. Bu koruma içgüdüsü aslında mantıksız ve bencil bir düşüncenin ürünüdür. Aslında olan, binlerce özgür kuşun arasında hareket kabiliyeti kısıtlı iki muhabbet kuşudur ve bu olayları doğanın insanlardan aldığı intikam olarak düşünebiliriz. Acıktıklarında onları yiyen ve canları istediklerinde onları kafeslere kapatan insanlara karşı kuşların intikamı! Hitchcock usta mizahi yönünü ortaya çıkarıp böyle bir okumaya imkan sağlamış ancak bu doğru da olsa filmin geneline tesir eden bir düşünce tarzı değil.

Hitchcock’un filmlerinde karakterlerin olaylar üzerinde veya diğer karakterler üzerinde kontrolü ele geçirme arzularının olduğuna sıkça rastlarız. Buna en net örnek “Rear Window” filminde komşularını izleyen ve yaşanan bir cinayet olayını oturduğu yerden takip edip çözmeye çalışan Jeff karakteri. Aynı şekilde “The Birds” filminde iki tür bir güç mücadelesiyle karşı karşıyayız; Melanie-Mitch arasındaki güç mücadelesi ve insanoğlu-kuşlar arasındaki egemenlik mücadelesi. Üçüncü ve dördüncü mücadelelerin Melanie-Öğretmen Annie ve Melanie-Anne Lydia arasında olduğunu söylemek de mümkün ancak filmdeki neredeyse bütün kadınların birbirleriyle mücadelesi olduğu için bu konuyu farklı bir paragrafta ele almak lazım.

the-birds

Filmin başlangıç sahnesine dönüp şımarık zengin kadın Melanie ile güçlü, dominant erkek rolünde (aynı zamanda ana kuzusu) Mitch’in kuş satan bir dükkanda karşılaşmalarına dönelim. Melanie baba parası yiyen ve aklından geçeni hemen yapan deli dolu bir kadın olarak karşımıza çıkıyor, kuş satan dükkana gidip sipariş verdiği kuşun gelmesini beklerken Mitch’le karşılaşır ve Mitch’e dükkanda çalışan bir görevli gibi davranıp oyun oynar. Ancak Mitch avukattır ve daha önce Melanie’yi mahkeme salonunda görmüştür, oyunu bozmaz ancak oyunun kontrolünü ele geçirir, böylece aynı oyun iki farklı pencereden seyirci sadece tek taraflı gerçeği (Melanie’nin gerçeği) biliyorken oynanmaya devam eder. Sonuçta hem Melanie kuş satıcısı olduğuna inandırmak uğruna kötü bir duruma düşer, hem de Mitch gücün kendisinde olduğunu gösterir. Melanie ile Mitch arasında birbirlerine psikolojik üstünlük kurmak istedikleri sahneler film boyunca devam eder ancak ikilinin hikayesi arka plandaki kuşların liman kasabasına saldırması hikayesiyle birleştiğinde işler değişir. Öyle ki kuşların ekranda gördüğümüz kadarıyla ilk saldırdıkları kişi Melanie’dir, kasabalı halkın garip bakışlarına aldırmadan hoşlandığı erkeğe sürpriz yapmak için kayığa binip yola koyulan Melanie’ye çığırından çıkan bir martı saldırır ve kadına ilk darbe böyle vurulmuş olur. Bu hareketi cinsiyetçi bir pencereden yorumlayıp filmi izlediğimizde Hitchcock’un kadınları sindirmeye çalışan bir kuş sürüsü ortaya çıkardığını görmek mümkün. Son bir örnek, kuşların saldırılarından korunmak için saklandıkları evde Mitch’in uyuya kaldığını fark edip evin odalarında gezmeye çalışan Melanie tek başına açmaması gereken bir kapıyı açtığı için kuşlar tarafından vahşice cezalandırılırken, ardından yanında Mitch varken ve pasif bir görünüme geçmişken sakince evden çıkıp arabaya binebiliyor. Burada kuşları erkek-kadın ilişkisinde yaşanan güç çatışmalarındaki metafor olarak değerlendirme şansımız bulunmakta. Bu güç savaşında yan karakter olarak Mitch’in annesini de konuya dahil edip eski kafalı, geleneklerine bağlı bir annenin gelin adayı olarak pasif, dilediği gibi yaşamayı değil kocasına göre yaşamayı seçen bir kadın isteğini de göz önünde bulundurmalıyız. Dikkat ettiğimiz zaman Mitch’in annesinin Melanie’ye olan bakış açısı kadının pasifliğe geçiş sürecine paralel bir şekilde yumuşamakta. Yine “Rear Window” filminde Hitchcock’un başroldeki kadın karakteri erkeği için şekil değiştirmesi gereken bir obje olarak göstermesinden yola çıkarak bu yorumun “The Birds” filminde de kullanıldığına kanaat getirebiliriz.

Peki doğa ile insan arasında nasıl bir güç dengesi var? Film insanların hakimiyeti altında olan bir doğa görünümünden doğanın hakim olduğu bir insan topluluğu görünümüne geçiş yapıyor hikaye ilerledikçe, doğanın bir parçası olarak kuşlar olması gereken dengeyi sağlayan bir silah aracı. Özellikle restoranda karakterlerin konuşmasından sonra başlayan kuş saldırısı sırasında benzin istasyonunun patlaması ve ardından havadan aşağıdaki insanların çaresizce sağa sola kaçışlarını izlememiz gücün nerede olduğunu anlatan etkileyici bir sahne. Doğaya ve canlılara hakimiyet kurmaya çalışan insanların ateşten kaçan karınca sürüsünden farkı olmadığını anlatan sahne, havada süzülen kuşların yukarıdan bakıldığında insanlardan kat be kat daha büyük olduğunu gösteriyor.

Filmdeki bütün kadın karakterlerin açık bir şekilde ya da gizli olarak birbirleriyle mücadele içerisinde olmasını da aktif kadın pasif kadın karşılaşması olarak değerlendirebiliriz. Melanie-Öğretmen Annie-Mitch’in annesi Lydia üçlüsünden Melanie özgür, başına buyruk hareket eden hayatta aktif rol oynamış bir kadın karakterken, Anne Lydia hayatının tamamını erkek boyunduruğu altında yaşamış, kocası öldükten sonra oğluna dört elle sarılmış, erkek gücü olmadan ayaklarının üzerinde duramayacak bir karakter. Öğretmen Annie ise bir zamanlar Melanie gibi özgür ruhluyken törpülenmiş, inzivaya çekilmiş, kısmi olarak da olsa ayakta durmaya çalışan yan karakter olarak ortada duruyor. Lydia’nın iki korkusu sırayla kuş saldırıları ve oğlunun hayatta aktif rol oynayan bir kadınla ilişki yaşama olasılığı; bu iki korkuyu bir araya getirdiğimizde ve kuş saldırıları sonucu Annie’nin ölüp Melanie’nin pasif bir role bürünmesi kuşların aynı zamanda annenin içgüdülerini temsil ettiğini de gösteriyor aslında. Hitchcock’un kadının toplumdaki rolüne bakış açısını buradan yola çıkarak geleneksel bulmak mümkün.

the-birds

Farklı okumalara açık olduğunu daha önce de söylediğim “The Birds” filminin yıllar geçse dahi kalitesini yitirmemesini sağlayan albenisinin ne olduğuna bakarsak, bunun pekala görsel efektleri, oyunculuklar ya da korku dozajı yüzünden olmadığını kabul etmek gerekir. The Birds 1963 yılında belki Oscar adayı olacak görsel efektlere sahipti ancak günümüzde efektlerin kalıcı bir etkileyicilikte olduğunu söylemek zor. Ayrıca filmi pek çok izleyicinin aksine korku filmi olarak da nitelendiremiyorum zira o yıllarda seyirciyi ne kadar korkuttuğunu bilmiyorum ancak korku türünden çok gerilim türüne yakın bir film “The Birds.” Zaten Hitchcock sinemasına baktığımızda beklentinin oluşturduğu gerilimden haz alan bir yönetmenle karşılaşıyoruz ve bu filmde de seyirciyi bekletmekten yay gibi geren sahneler mevcut. Anne içgüdüsü, güç çatışması, doğanın ve canlıların dengesini bozan bencil insanoğlu derken bu filmin tüm okumalarının haricinde ayrı bir ölümsüz özelliği var ki, o da tabi ki Hitchcock’un eşsiz kurgusal zekası. Hangi görsel efekt Melanie’nin okul önünde beklediği sahnedeki gerilimi seyirciye iletebilir ki? Melanie Mitch’in kız kardeşinin güvende olup olmadığını denetlemek üzere okula gidip bahçedeki banka oturduğunda arkasında bulunan çocuk oyun parkına kargalar birer birer gelmeye başlar. Önce bir karga, sonra iki olurlar, üç ve dört derken kamera Melanie’ye döner ve uzun bir süre Melanie’nin sigara içişini izleriz. Diğer yandan seyirci matematiksel olarak kaç saniyede bir karganın geldiğini önceki sahnelerden hafızasında saklamıştır ve Melanie bir süre sonra arkasını dönüp baktığında onlarca karganın arkasında duruyor olması seyirciye bekledikleri korkunç gerçeği verir ve seyirci tahmin ettiği olayla karşılaşınca daha etkili bir geri reaksiyon gösterir. Sadece kargaların sırayla gelip birikmelerini izleseydik bu kadar etkilenmezdik muhakkak, ne var ki Hitchcock seyirciyi bekletmeyi ve aynı zamanda beklediği, şüphelendiği korkunç gerçeği altın bir tepside seyirciye geri sunan bir yönetmen.

İki farklı hikayeyi tek bir kaos ortamında birleştiren Hitchcock için kuşlar tabi ki de bahane, işin aslı oluşturduğu karakterlerin birbirleriyle olan ilişkilerinde ve hayata bakış açılarında yatıyor. Tabi onların ruh halleri usta yönetmenin müthiş sinema diliyle birleştiğinde defalarca izlenmesi gereken bir yapıt ortaya çıkıyor.

 

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s