Jagten (2012): Danimarka’da Mahalle Baskısı ve Linç Kültürü Var!

Jagten2012 yılında Cannes En iyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü Mads Mikkelsen’in almasıyla dikkat çeken ve aynı yıl Filmekimi ile Türkiye’de izleme şansına eriştiğimiz Jagten,  çok güçlü ve ağır bir dile sahip, anlatacaklarını yavaşça izleyicinin zihnine işleyerek ilerleyip hikayesini eksiksiz bir şekilde anlatma becerisi gösteriyor.

Boşanmış ve tek başına yaşayan 40 yaşındaki Lucas, insanların av faaliyetleri çerçevesinde örgütlenip aile oldukları küçük bir kasabada yaşamaktadır. Kreşte küçük çocuklarla ilgilenmekte, oğlunu boşandığı eşinden geri alma peşindedir. Aynı zamanda farkında olmasa da, en yakın arkadaşının küçük kızının hayallerini süslemektedir. Bu küçük kızın anlık sersemliğinde ve hırçınlığında söylediği bir yalan yaşananların geri döndürülemeyeceği bir çıkmaza sokacaktır Lucas’ı ve kasaba sakinlerini.

Bir yalanın toplumu nasıl kaosa sürükleyeceğini ve istenmeyeni yok etmek için kullanabileceğimiz en şiddetli silahın mahalle baskısı olacağını öylesine ince bir üslupla anlatıyor ki film, hayran kalmamak elde değil. Sorgusuz sualsiz toplumun birini günah keçisi ilan edip dışlayarak ‘yok etmeye’ çalışması ve bunun haksızlığı çok rahatsız edici bir insanlık portresi oluşturuyor ve seyirciyi kendini sorgulamaya itiyor. Çünkü filmi izlerken kendimizi kasaba sakinlerinin yerine koyduğumuz zaman senaryo pek de değişmiş olmayacaktı ve biz de sanki komut almışçasına o sürüye uyacaktık, dışlayacaktık, avcıların arasına karışıp avı uzaktan seyredecektik. Filmin en can alıcı kısmı da bu; aslında kasaba sakinlerinin de mahalle baskısı oluşturmada çok fazla seçeneğinin olmaması. Zaten filmde bir yalana maruz kalan ve kasaba sakinleri tarafından dışlanan Lucas, bir vakit sonra o yalana inanmayan destekçilerini de çevresinden uzaklaştırma ve yalnız kalma yoluna gidiyor, sanki o yalan ağızdan çıktıktan sonra tüm yaşananlar olması gerektiği sona doğru gidiyor ve hiçbir şey Lucas’ın yalnızlığına çare olamıyor, yalanın ortaya çıkması bile.

Jagten

Karakterlerin tam olarak iyi ya da kötü olmadığı, hayatın içerisinden, yani her iki özelliği de orantılı bir şekilde taşıdığı filmleri hep daha çok sevmişimdir. Bu filmdeki insan portreleri de ne kadar hikayenin gidişatına göre kötü bir imajla çizilse de filmin geneline bakıldığında biraz mutlu biraz mutsuz, biraz ne yapacağını bilemeyen, karar alma konusunda çevresine bakan bir insan topluluğu var karşımızda. Bu da filmin karakterleriyle empati kurmada işimizi kolaylaştırıyor.

Danimarka sinemasını Lars von Trier ile takip eden sinemaseverlere yönetmen Thomas Vinterberg’i de takip etmelerini öneririm. Özellikle filmin başrol oyuncusu Mads Mikkelsen ve küçük kızı canlandıran Annika Wedderkopp çok başarılı oyunculuk sergiliyorlar. Filmin bir kompozisyon inceliğinde anlatımı da senaryoyu daha güçlendiren sebeplerden. Mahalle baskısı yaşamanın nasıl bir şiddet olduğunu iliklerinize kadar hissedeceğiniz bu film sinirlerinizi bozabilir, benden söylemesi!

Advertisements

One thought on “Jagten (2012): Danimarka’da Mahalle Baskısı ve Linç Kültürü Var!

  1. gerçekdende sinirlerimi bozdu. ilk defa bir film de ana karaktere yapılan haksızlığa bu kadar sinirlendim.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s