Life Itself (2014): Yıldızlar Roger Ebert’e

life-itself  Gene Siskel ile film eleştirmenliğine farklı bir boyut katmış, Hollywood Bulvarı’na adını yazdırmış, mesleğinde marka olmuş bir isim Roger Ebert. Yazdığı eleştirilerle uzun bir süre popüler sinemayı takip eden kesimin iyi/kötü anlayışını etkilemiş, baş parmağını yukarı kaldırmasıyla bir filmi gişe rekortmeni yapabilen bir ismin hayatının anlatıldığı bir film hakkında ne denilebilir? Steve James’in yönetmenliğini yaptığı, usta eleştirmenin son anlarına tanıklık eden ‘Life Itself’, hem vizyonda  hem de if2015 programındayken mutlaka sinema severler tarafından izlenmeli. Çünkü sinemaya gönül vermiş birinin nasıl bu sektöre dahil olduğu, çalışkanlığı ve kıvrak zekasıyla nasıl sektör içerisinde yer edindiği, iş hayatında  karşılaştığı sorunlara nasıl yaklaştığı ile alakalı, aslında sadece sinemayla değil, hayatın kendisiyle alakalı bu film. Ve arkasında yazılarıyla, mesleğine kattığı değişiklikler ve yeniliklerle, eleştirmenliğe çığır açan bu ismin herkes için ilham kaynağı olması ‘Life Itself’ ile mümkün.

Roger Ebert’in hastalığı yüzünden geçirdiği ameliyat sonrası hastane odasında ailesiyle beraberken yaşadığı o özel anlara tanıklık ederek ilerliyor film ve arka planda Ebert’in hayat hikayesini sevdiklerinin ağzından, eski dökümanlardan ve video kayıtlarından takip ediyoruz. İki saat boyunca hayatına odaklandığımız bir adamın yaşamı boyunca hayata neler kattığını, günlük hırslarını, heveslerini, yükselmek için ne kadar çalıştığını, bazen sadece eğlenerek vakit harcadığını ve sonunda ailesiyle küçük bir odada ölümü beklediği o anları izlerken işin teknik kısmını bir yana bırakarak duygusal anlamda çok büyük kazançlar sağlıyoruz. Özellikle Ebert’in eleştirmen olmaktan önce sosyal sorumluluğa sahip bir insan olması ve bununla kendini daha çok geliştirmeye çalışması dikkat edilecek bir konu; öyle ki onun hayatına baktığımızda iyi bir film eleştirmeninin aslında iyi bir sosyal insan olması gerektiğini anlıyoruz. Film eleştirmenliğinin ‘bu film iyi beğendim’ ya da ‘bu film kötü gitmeyin’den öte, sinema sektörüne yenilikler katması gereken, sanatı daha ileri bir noktaya götürmesi getiren bir iş olması gerektiğini anlıyoruz. Roger Ebert’in hayatını anlattığı kitabı da göz önüne aldığımızda, Dünya’nın sorunlarıyla ilgilenen, toplumun nabzını tutan, sanatın ne olması ve ne olmaması gerektiğini bilen, yeri geldiğinde önündeki engeli aşmak isteyen bir sinemacıya elini uzatan bir isim olduğunu ve bunu mesleğinin bir görevi olarak yaptığını söyleyebiliriz.

life-itself

Roger Ebert’in başarılarla dolu hayatında ve filmde iki isim ön plana çıkıyor; Gene Siskel ve Chaz Ebert. Gene Siskel hayatta insanın her zaman sahip olmak isteyebileceği ortaklardan ve Ebert’le birlikte yaptıkları televizyon programlarından verilen kesitler filmin en eğlenceli kısımlarını oluşturuyor. İkisinin bir arada daha iyi bir pozisyona ulaşmaları ve ‘Two Thumbs Up!’ taktiğiyle sinema yorumculuğunda farklı bir noktaya gelmeleri, birlikten, bir olarak çalışmaktan nasıl başarılı sonuçların doğacağının en güzel örneği. Her ne kadar arada ufak sürtüşmeler yaşasalar da iki büyük eleştirmen birbirlerini bileyip keskinleştirme konusunda çok detaylı analiz edilmesi gereken karakterler. Ebert’in hayat hikayesinde burun sızlatacak kadar duygusal bir diğer karakter ise karısı Chaz Ebert, film boyunca izlediğimiz kadarı bile eşinin ona nasıl yaşama gücü verdiğini, hayat eşinin ne kadar önemli olduğunu görmemize yetiyor.

LIFE ITSELF

Hayat hikayelerine odaklanan belgesel filmlerin benim için tek kriteri, tempoyu sağlayan hikayenin orta kısımlarında sarkıp sarkmamasıyken ‘Life Itself’ filminde gözlerimi dört açıp Roger Ebert’in hikayesine odaklanmışken bir an bile sürenin neresinde olduğumu anlayamadım ve bir anda filmin sonunda buluverdim kendimi. Bir film eleştirmeninin her yazısına katılmak zorunda değilsiniz, beğeni dediğimiz unsur herkes için değişiklik gösteren bir unsur. Ancak Roger’in eleştirmenliği sırasında kurduğu beğeni ölçütlerini dikkatle incelediğinizde, bu beğeninin hayatın kendisini anlamak ve yaşamakta geçtiğini, hayatın tadını çıkarmakla alakalı olduğunu anlayabilirsiniz. Usta eleştirmenin son anlarına tanıklık etmek ve hayatı ile ilgili bilmediğiniz detayları öğrenmek için, en azından bir insanın işinde başarılı olmak için nasıl bir felsefeye sahip olması gerektiğini görmek için, ‘Life Itself’ filmine göz atmakta yarar var.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s